Müslüm Gülhan-11 Ekim 2014 Metin, Ali, Feyyaz… Bu üçlemenin; Beşiktaş’ın alt yapı sloganı olarak anılması daha mantıklı olur.
Nasıl olmasın ki?
Beşiktaş’ın kendi kaynakları ile yola devam ettiği süreç içindeki başarıları ve sempatisi hiçbir zaman unutulamaz. Serpil Hamdi Tüzün’ün katkılarıyla o zaman ki koşullarda elde edilen kazançlar; aynı zamanda Seba’nın dirayetiydi.
Bu bir politikaydı, Süleyman Seba’nın devam ettirdiği bir politikaydı…
Abilerinden aldığı emanetin değerinden dolayı… Metin’in Kocaelin’den, Ali’nin Yücespor’dan, Feyyaz’ın Avcılardan transfer edilerek genç takıma katılımları, o zaman ki transfer politikasının ve hedeflerin resmini çok net olarak çizmekteydi. Süleyman Seba’nın, Ahmet Dursun ile eş değer tutularak (!) görevden ayrılması, Beşiktaş’ın tüm dengelerinin ve geleneklerin yok edilmesi anlamına geliyordu.
Serdar Bilgi ile başlayan değişim politikaları, Beşiktaş’ı var olan ve olması gereken çizgiden uzaklaştırarak, Endüstri kisvesi altındaki kulüplerin içine sokmuştur. Zarar kaçınılmaz olmuştu! Demirören dönemi ise “anlatılamaz, yaşanılır” denir ya o durumdu… Demirören’in “gerekirse alt yapıyı lav ederiz” açıklaması durumun sonuydu.
Borç 600 milyon! Gelelim bu günlere; tarihsel süreç aslında hala Beşiktaş’ın lehinde. Çünkü o süreç içinde Serpil Tüzün’den sonra, Fuat Yaman ve Hürser Tekinoktay’ın ortaya çıkardıkları oyuncuların varlığı unutulamaz.
Hem tarihsel süreçten gelen iç dinamikler, hem de toplumsal beklentiler hala Beşiktaş’ın lehinedir. En önemli şansı ise Emrah Bayraktar’ın alt yapı Koordinatörü olarak görev yapmasıdır.
Tesis olarak son derece kötü şartlara sahip olan Beşiktaş’ın (kimse kendini aldatmasın; yapılan yeni bina alt yapının temel sorununu çözmez) insan kalifiyesine sahip olması; bu koşullar için en temel dinamiğe sahip olması anlamına gelmektedir. Bayraktar; Beşiktaş alt yapısında top oynamış olması kültürel temel öğeleri bilmesi anlamında çok önemlidir. En önemli faktör ise Akademik olarak eğitim almasıdır.{jcomments on}