Recep Cengiz- 19 Kasım 2020 A Milli Futbol Takımı, Uluslar Ligi'nde Macaristan'a 2-0 yenilerek C Ligi'ne düştü.
Sırbistan ve Rusya maçları sonrası “Her parlayan şey altın değildir” sözü özellikle Macaristan karşısında hiçbir varlık gösteremeyen milli takım için geçerliydi.
Fiziksel ve zihinsel yorgunluğu birbirine karışmış, hayal kırıklığı yaratan bir takım izledik. Oyuna sonradan giren futbolcular sanki dayanıklılık antrenmanını yeni bitirmiş gibiydi…
Bu bir rastlantı mı?
Kesinlikle hayır!
Çünkü, turnuvaya genetik bir hastalığımız, bir şikâyet ve mazeretimiz (Covıd-19 bir tek bizde varmış gibi) varmışçasına kötü bir planlama ile başladık. En son, Rusya maçı sonrası kadro genişliği içinde kapsamlı taktik değişiklikleri yaratma imkânı bulmanın avantajını kullanamadık. Yani sadece takımımız küme düşmedi; futbol algımız, oyun anlayışımız, yönetim tarzımız ve oyuncu tercihlerimiz küme düştü.
Şenol Güneş, turnuva süresince arabasına güvenip elinde cep telefonu ile mesaj yazan mantıksız ve dikkatsiz sürücü gibi sadece telefona (kendi takımına) odaklandı, 80 dk. Arabanın (maçın) nereye gittiğini algılayamadı, rakibin ve oyunun farkında ol(a)madı, diğer maçlarda olduğu gibi ya şoförlüğüne (yıldız oyuncularına) güvendi ya da işini şansa bıraktı.
Şenol Güneş, hazırlık maçında takımını görmekle, takımında kendisini görmek arasında dikkat ve dikkatsizliği gösteren ince bir çizgi vardı, onu göremedi. Bir kez daha tekrarlamak gerekirse; diğer maçlarda yaptığımız mantık ve planlama hatalarını bu maçta da yaptık.
Rakiplerin önceki maçlarını analiz ettik ama doğru taktikler tasarlayamadık. Rakip teknik direktörlerin oyuna müdahalelerini okuyamadık.
Üretken oyun planıyla oynayamadığımız için neyi doğru, neyi yanlış yaptığımızı anlayamadık.
Cenk, Deniz, Efecan, Enes, Hakan, İrfan, Kaan, Okay ve Yusuf gibi futbolcuları, hangi maçta, hangi pozisyonda, ne kadar süre ile oynatacağımız konusunda doğru kararlar veremedik. Ayrıca, Milli takımda "Bir kimlik oluşturmaya, bir ekol oluşturmaya çalışıyoruz" diyen, Şenol Güneş, bu söyleminde mantık hatasıdır. Milli takım seviyesindeki futbolcularda “kimlik oluşturulmaz, geliştirilir.” Üstelik kimlik ve ekol oluşturma anlayışında olan bir teknik direktör takımını asla oyuna ve oyuncuya katkısı olmayan, korkak bir taktik anlayışı ile oynamaz.
“Savaşta, dövüşenlerden çok kaçanlar ölür.” Selma Lagerlöf
Sonuç olarak, Milli takımımızda planlama eksik, taktik zayıf, oyun yetersiz, oyuna müdahale yüzeysel, takım verimsizdi…
“Biz bitti demeden bitmez” gibi içi boş okkalı laflar etmek, futbolculara “Vatan, Millet, Sakarya” gaz verip işi duygusala bağlamak, bireysel tepkilerle rakibe reaksiyon göstermek, işimizi şansa bırakmak, bir taraftan geleceğin takımını inşa ediyoruz derken diğer taraftan günü kurtarmak için yaşlı futbolcuları oynatmak bu kez işe yaramadı…
Şenol Güneş “Bitti!” dedi, kendi kendimizi küme düşürdük.