Yrd.Doç.Dr.Recep CENGİZ- 24 Ekim 2016 Yıllardan beri her başarısız şampiyona sonrası “artık bu başkanların gitmesi lazım, kan değişikliği şart, bunlardan daha kötüsü olmaz” diye söylenerek, kendimizi avutup durduk.
Spor kongrelerindeki bilimsel makaleler, spor çalıştay raporları kum üzerine yazılmış yazı gibi her dalgada silinip gitti.
İdare etme geleneğinin hâkim olduğu toplumumuzda, kulüplerin vergi borçlarını sildik; Yasa, yönerge ve kuralları “güçsüze uyguladık, güçlüye uyarladık”.
Basketbol ve Voleybol gibi branşlarda tam iyi şeyler oluyor derken, yine kıskançlık ve çekememezliklere takıldık.
Spor gazeteciliğini karşısındakine mikrofon uzatmak, futbol programlarını karşısındakine bağırmak olarak anladık, anlattık. Yani, sporu nasıl görmek, nasıl duymak ve nasıl anlamak istediysek insanları ona göre şartlandırdık. Liyakatsiz insanlarla, “bizden bir şey olmaz” algısı yarattık. Şimdi benzer algıyı yaratarak bazı federasyon başkanlığı seçimlerine gidiyoruz.
Federasyonların başarı ve başarısızlığını değerlendirirken içine düştüğümüz mantık yanlışları, sadece analizlerini yaptığımız “sorunları” yanlış temellendirmemizle sonuçlanmıyor, aynı zamanda yanlış sonuçlara varmamıza neden oluyor.
Başarı ve başarısızlığı doğru zeminde tartışmadan; her federasyonu, kendi koşulları içinde ele alıp, inceleyip, değerlendirmeden, birçok başkan adayı için “eski tas eski hamam” dedirten söylemdir “bizden” olsun.
Oy kullanacak kişilerin, unutmaması gerekir ki, başarısızlık yok, sonuçlar vardır. Hak edilmeden verilen armağan bile, verilen kişinin kendisine olan saygısını incitebilir. Karşılığında boyun eğme dışında verecek hiçbir şeyi olmayan alıcı üzerinde ağır bir şükran yükü bırakır.
Bu bağlamda, Sayın Bakan Akif Çağatay KILIÇ’ın “liyakat” mesajına saygı duymamak elde değil. Çünkü “adalet, spordan daha önemli”dir.
Federasyon başkanlığına; liyakat sahibi olmadan, başarısızlığın kaynağını tespit edecek bilgi ve birikime sahip olmadan, kaynak yaratmadan, hedef belirlemeden, proje üretmeden “bizden” anlayışını yeterli görerek aday olmak, aslında “bugünün içinde dünün en olumsuz yanlarını sürekli yeniden üretmeye davetiye çıkarmaktır”. Gelişmemiş sosyal hevesten başka bir şey değildir. Üstelik bugün başarısız diye göndermeye çalıştığımız başkanları da dün “bizden” diye seçtiğimizi unutmamamız gerekiyor. Bu anlayışın iflas etmesi gerekiyor. Bu işin “bizi-sizi” yok. Bilgi, beceri, kültür, vizyon ve misyonu var.
Bazı insanlar dünya beni görsün diye, bazı insanlar ise dünyayı görmek için dağlara çıkarlar. Demek ki “bizden olsun, çamurdan olsun” anlayışı, ülke sporuna zarar vermekten, kaynak ve zaman israfından başka bir şey değil.
İyi bir şey için hiçbir zaman geç olmaz. Bu nedenle, “bizden olsun ama çamurdan olmasın”. {jcomments on}