Recep Cengiz- 19 Mart 2020Ankara, futbol antrenörleri derneğinde yaprak dökümü sürüyor. Birbirinden değerli ve örnek insanlar; Arif Peçenek, Erkan Kural, Atilla Raydemir, Levent Gölen, Feridun Köse ve son olarak isminin anlamı gibi temiz bir insan olan TÜFAD Ankara Dernek başkanı Tahir Çopur aramızdan ayrıldı.
Tahir Çopur’u, Ankara TÜFAD Futbol Gelişim Seminerinde “Ne yazık ki sahalarda aklı başında olan antrenörlere acır hale geldik, bilimle uğraşan antrenörler değersizleştirildi, maçlarda futbol dili konuşulmaz oldu, sahalarda sevgi ve saygı kalmadı, topa değil yerdeki insana bakmak çok daha önemlidir...” sözleriyle tanıdım. Ve tanıdıkça anladığım tek şey; ahlakın, Tahir Çopur’un yaşamında bir gerçek olduğuydu.
Tahir Çopur’un hayatında çok uzun süre emek verdiği, fakat çok kısa aralıklarla süren şeydi, anlamını yitirmeden yaptığı teknik direktörlük.
Neden mi?
Çünkü, futboldan başka bir şeyden anlamıyordu!
Futbolda etik, ahlak ve adamlığın karşılık bulduğu ender insanlardan biri olan “bilenin bildiği” Tahir Çopur, Uzun zamandır, hastaydı…
Uzun süren hastalığı, sanki çok sevdiği futbola yük olmamak için içine attığı dertlerin bir sonucuydu sanki…
Hastalığı rakibi olmuştu, yaşamak için bu engeli geçmeliydi, evet bu zorlu engeli geçmeliydi… Hastalık etkisini arka arkaya tekrarlarken, ara ara direnmeyi denedi, olmadı.
Bütün kullara olduğu gibi ölüm uzak değil yakındı Tahir Çopur’a… Çileden çıkardığı nasırlı ellerini başının arasına aldı, hastalığa yenilmek için bula bula bugünü bulmuştu, nur yüzüne fazla iri gelen gözlüğünü bir daha takmamak üzere çıkardı, mercan gözlerini yumdu, pes etmemiş, huzur içinde bir daha uyanmamak üzere ardından umut bırakarak, uyumuştu.
Ben ne mi yaptım?
Örneğin;
-Telefon numarasını telefonumdan silemedim.
-Onu, sosyal medya hesaplarımdan çıkaramadım.
-Beraber çektirdiğimiz resimleri görünmeyen bir yere saklayamadım.
-Her görüşmemizde “Hocam, bana bir şey anlat ama kısa olsun!” sözünü unutamadım.
-Kimseye çaktırmadım ama gözyaşlarımı da içime akıtmadım.
-Ölüm hepimiz için, hayat devam ediyor, bir gün sıra bana da gelecek… gibi avutucu sözler söyleyemedim.
-Hiç kimseyi arayıp “Tahir Çopur ölmüş” diye haber veremedim ama kendime defalarca “Haberin var mı Tahir Çopur öldü” dedim.
Neden mi?
Tahir Çopur’u benliğimde yaşatmak görevim ve borcum olduğu için… Mekânın cennet olsun güzel insan!