Recep Cengiz- 2 Aralık 2021 Beşiktaş’ta başarısız sonuçlar sonrası suçlu belli (Futbol Federasyonu, MHK başkanı, hakemler ve bazı futbol yorumcuları) ancak sorumlu kim?
Sergen Yalçın’ın sorumluluğu üstlenmesi yaşadıkları sorunları hafifletme, taraftarların duygusal ihtiyaçlarını tatmin etmek için başvurulan bir korunma stratejisini ifade ediyor.
Sergen Yalçın her ne kadar takımın teknik direktörü benim, doğal olarak sorumlusu benim demiş olsa da yine de sorulmak zorunda: bunlardan kim sorumlu?
Başkan ve yöneticilerin cevabı: “Hocamızın arkasındayız”, bu cevabın diğer anlamı: Ben değilim, benim bir ilgim yok, başkası olmalı, kesinlikle ben değilim... Üstelik “arkada olmak” birilerini öne sürmek, öne sürülenin arkasına gizlenmek, öne sürüleni hedef haline getirmek olduğunu unutmamalıyız.
Beşiktaş yönetiminden hiç kimse kendisini sorumlu hissetmiyor, taraftarlara karşı sorumluluk duygularını kaybetmişler... Sadece kendilerini düşünmelerine sebep olan konfor kültürü onları başka insanların (özellikle Sergen Yalçın’ın) haykırışlarına duyarsız kılıyor, ne kadar iyi niyetli olsalar da temelsiz sabun köpükleri içinde yaşamalarına sebep oluyor.
Bir bütün olarak kayıtsızlığa düşmüş durumda, sindirilememiş bir şampiyonluk ve şampiyonlar ligi sonrası mağlubiyetlerle baş edebilme becerisini gösterememiş, önceki sezon 14 futbolcu ile gösterilen “feda”karlık, takım bütünlüğü gibi değerlerin anlamını yitirdiği kötü gidişata alışmış (öğrenilmiş çaresizlik) görünüyorlar: Yöneticiler etkisiz, teknik kadro çaresiz, futbolcular tükenmiş, taraftarın işi değil!
Her kaybedilen maç sonrası mikrofonlara ne istediğini, isteğinin gerçekçiliğini, isteğinin adil olup olmadığını, daha doğrusu bir bütün olarak takımlarının sahada ne yaptıklarını, hangi nedenlerle başarısız olduğunu bilmeden bağırmak, yani kendi eksiklik ve yenilgilerinin sorumluluğunu, federasyon ve hakemlere mal etmek (yansıtmak), sorunların üstesinden gelmek için seçilebilecek en kötü stratejiyi oluşturuyor. Yani, bir kişinin elleri “karınları üstünde” hareket ederken, “başım ağrıyor” demesine benziyor.
Bu durumda yapılacak reel eylem planı sabırlı ve soğukkanlı kalarak camia olarak kenetlenme politikasıdır. Yani, kulüp yönetimi, teknik kadro ve futbolcular ‘kendi açtığı yarayı kendi tedavi etmek’, başarısızlığı önce kendi içlerinde (bir tarafa yıkmadan) paylaşmak zorundalar. Tabii ki; ortak bir tavırla yönetim anlayışları değişir, futbol algıları gelişir, teknik kadro ve futbolcular daha çok çalışır, medya ve taraftar sabırlı olursa… {jcomments on}