Önce Kazanalım, Sonra Centilmen Oluruz!
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel Recep Cengiz Önce Kazanalım, Sonra Centilmen Oluruz!

Önce Kazanalım, Sonra Centilmen Oluruz!

Yrd.Doç.Dr.Recep CENGİZ- 27 Nisan 2015 Süper ligimizin son haftalarına girilirken futbol severlerin önüne konulan fotoğraf iç açıcı değil.

Futbolda gündem: başarı ile öfkesini özdeşleştirmiş, küfürle bir kazanım elde ettiğini düşünen (Cumhurbaşkanın karşısında süt dökmüş kedi gibi duran) futbolcular; sadece görmek istedikleri şeyleri gören, takımını değil müsabakayı yönetmeye çalışan teknik direktörler; baskıyı kaldıramayan, korkak hakemler; önyargılı, çok ve boş konuşarak, son derece riskli bir iletişim yöntemi tercih eden yöneticiler; müsabaka analizlerini, başkalarının onayını alacak biçimde gerçekleştiren bazı futbol yazar veya yorumcuların ortak noktası “Kazanmak”.

Özellikle dört büyük takımın maçları sadece yenmek-yenilmek anlamına gelmiyor. Bu müsabakalar şiddetin, hakaretin, laf sokuşturmanın, medyaya malzeme olmanın, saldırganlık ve şiddetin, toplumsal kutuplaşmanın tavan yaptığı müsabakalar oluyor. Yani bu müsabakalar futbol seyircisinin değil adrenalin tutkunlarının, ruh hastalarının, egosu kabarık olanların, tatminsiz insanların… Dört gözle bekledikleri müsabakalar oluyor.

 

Tarafların yorumlarında kendi elemanları korumak amaçlı kullandıkları ve onu oluşturan kelimeler, karakterlerinin ayrılmaz bir parçası halini aldığından ve belli bir futbol algısını yansıtmasından dolayı nesnel değil. Dil düzgün olmayınca, söylenen şey ile söylenmek istenilen şey olmuyor. Her türlü etik ve ahlak dışı eylem ve söylemler; kendi amaçlarına hizmet ediyorsa iyidir, doğrudur. Fakat kendi amaçları ile çelişiyorsa o zaman kötüdür, yanlıştır. Her sözcük belli bir grubun veya kulübün tercihlerini yansıtıyor. Rakiplerden özür dilenmez, karşılık verilir. O da ya hep ya hiç! Kesin kararlı olunan bir şey vardır ki; olayın acısı ne pahasına olsun çıkartılmalıdır.{jcomments on}

 

Söylemlerde “özür dilemek” yerine “…Onunda haklı olduğu taraf var” vurgusunun yapılması; toplumun gelenek, görenek ve değerlerini hiç saymaktan; kulüp tarihinde, değişik pozisyonlarda görev yapmış, her şeye rağmen efendiliğinden, centilmenliğinden taviz vermeyen insanlara saygısızlık etmekten başka bir şey değil.

 

Açıp tarihlerini okusunlar; her sıkıştığında hakeme parmak sallayan, rakip teknik direktörüne küfür eden, rakip takım futbolcusunun gırtlağına sarılan, saha da kabadayılık yapan kaç yönetici, teknik direktör ve futbolcuları var? Bunun mazereti hangi kitap, hangi gelenek, görenek, örf ve adetlerimizde var?

 

Unutulmamalıdır ki, bu davranış ve söylemlerin, Türkçe sözlükte “terbiyesizlik”, Etik açıdan “ahlaksızlık”, toplumsal değerlere göre “edepsizlik” gibi karşılığı vardır.

 

Söz konusu kazanmak olunca bunu düşünecek yönetici, teknik direktör, futbolcu veya bilinçli taraftar, etkisiz eleman konumundan kendisini kurtaramıyor. Az sayıda sağduyu futbol adamının ısrarla yaptığı, centilmenlik çağrıları “önce kazanalım, sonra centilmen oluruz” mesajında karşılık buluyor.

 

Bir an düşünelim, küfür, saldırganlık ve şiddete karşı kullana bileceğimiz en büyük güç “Centilmenlik”, kazanmaktan sonra geliyor. Maç veya şampiyonluk kaybediliyorsa “Centilmenlik” nedir ki? Şimdi centilmen olmanın sırası mı? Anlayışı ağır basıyor. Bu anlayış insanı yönetmeye başladığı an, vücutta beyin devre dışı kalır. İnsanı duyguları yönetir. “Etik olanı değil, kabul gören yapıldığı” için zincirleme hatalar kaçınılmaz oluyor.

 

Futbolda, neyin iyi, neyin kötü yapıldığını ölçmek gerekiyor. Futbol, kulüplerimizin itibarlı kişilerce yönetilmesi, takımların otorite teknik direktörler tarafından çalıştırılması, takım kaptanlarının önce kendini yönetmesini becerebilen edepli, saygı duyulan özellik taşıması, kişilikli, karakterli, giydikleri forma hakkını veren kişiler olması… Toplum tarafından “beğenilen, takdir edilen, desteklenen” kısacası “güvenilen ve saygı duyulan” bir futbol camiasından bahsediyorum.

 

Bunlar stadyum büfesinden, spor mağazalarından veya semt pazarından alınabilecek mal olmadığına göre centilmenliğin de “Yönetici, teknik direktör veya futbolcunun” tercihine kalmış bir şey olmadığı konusunda hemfikir olmamız gerekiyor.         

 

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  2938  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Doç. Dr. Recep Cengiz Cuma, 22 Kasım 2013.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

futbolekonomihakkimizdabanner2

FutbolEkonomi Yıllık Seckisi 2025

esitsizliktanitim

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer
Av. Mustafa Batmaz
Av. Mustafa Batmaz

Kimler Sitede

Şu anda 745 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 58134823

aksartbmmraporbanner

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1