Recep Cengiz- 8 Ağustos 2019 Türk futbolunda kabul gören bir futbolcu olduğu söylenemeyen, kalede olması bir çok futbol severe (özellikle Galatasaraylılara) rahatsızlık veren bir kişi olarak kabul edilen Volkan Demirel’in Fenerbahçe’deki belirsizliği sürüyor.
Volkan Demirel özellikle Emre Belözoğlu’nun takıma geri gelmesiyle, eskisi gibi takımı denetim alacaklarını hissederken, yeni bir sözleşme teklif edilmeyince yine Fenerbahçe’nin ihtiyacı olmaktan çıkmış ve kendini kenara itilmiş halde buldu.
En görünen ibretlik haliyle temel sorun Fenerbahçe’de yeni beklentiler yaratmayan Volkan için doğru kararın ne olacağıdır. Emre gibi tek yıllık mukavele ile abilik mi? Teknik ekipte yer alması veya olduğu yerde kalması mı?
Olaya teknik açıdan bakarsak; Fenerbahçe’nin Altay Bayındır transferinden sonra üçüncü kaleci konumuna düşen Volkan Demirel’e ihtiyacı yok. Yönetsel açıdan bakarsak; futbol yetenekleri ve davranışları arasındaki uyumsuzluk yönetimde tek bir ortak sonuca neden oldu “istenmemezlik.”
Volkan’nın belli ki saha içindeki agresifliğinin amacı rakiplerini yıldırmak, hakemleri baskı altına almak, takım arkadaşlarını motive etmek, taraftarlarını coşturmak, en önemlisi daha önce fanatik taraftarı olduğu Fenerbahçe’ye iyilik yapmak, yararlı olmaktı ama dengeli bir kişilikle davranışları olgunlaşmadığı için olmadı. Bu çabaları örnek bir sporcu, emektar kaptan veya iyi bir Fenerbahçeli olarak kulüpten uğurlanmasına yetmedi; itibar, imaj, kariyer ve değer kaybı hiç düşünülmedi.
Volkan Demirel’in içine düştüğü durum geçmişte saha içi davranışlarının ne tür sonuçları olabileceğini hesaplayamadığını, yanılgı ve yetersizliklerini bilmediğini gösteriyor. Çünkü, Volkan Demirel 17 yıl boyunca kalede ne yapması gerektiğini öğrendi ama saha da Fenerbahçe kaptanı olarak duygularını yönetmesini ve nasıl davranması gerektiğini öğrenemedi.
Kendi deyimiyle “iyi bir Fenerbahçeli” olan Volkan bu süreci ideal bir şekilde yönetemedi. Fenerbahçe kaptanı gibi yaşamak, insanın kulübü ve kendisi için en iyisini yapmasıydı, yap(a)madı. Fenerbahçe kaptanı gibi yaşamak, yaşamını inandığı değerlerle bilinçli bir şekilde yönetmesiydi, becer(e)medi. Fenerbahçe kaptanı gibi yaşamak, insanların ilgi ve sevgisine, saygı ile karşılık vermekti, ver(e)medi.
Volkan, geçmişi ne olursa olsun, bu gün oyunu kaybeden biri olarak, Türk futbolunda artık anlamlı değildir. Geçmişte bu yolu seçenler gibi tamamen yalnızdır.
Yeni bir başlangıcın doğal güçlüğünü yaşayacak gibi görünen, Volkan Demirel bu rahatsızlık verici süreçte futbol severlerin hafızasında öznel bir düşünme alışkanlığı yaratmak, rakiplerinin işini yapmaya çalıştığını anlamak, geçmişte yaşadığı olaylardan asla ders almak, yarınlara daha fazla birşeyler bırakabileceğini düşünmek zorundadır. Yani ne olduğu değil, ne olması gerektiğine yönelik tutum geliştirmesi gerektiğini anlamalıdır.