Recep Cengiz- 26 Mart 2020 Korona virüslü yaşamın en olumsuz özelliklerinden biri de her geçen gün artarak hissettiğimiz çaresizliğimizdir.
Doğal yapımıza uygun olmayan bir ortamda yaşamla ölüm arasına koşullandırılmış gibiyiz. Artık sokağa çıkamıyoruz, sokakta mezarlıktan ıslık çalarak geçer gibi yürüyoruz… Etrafımız; virüsten çok kriz fırsatçıları, dışarı çıkmaması gerekirken bulduğu her yeşilde mangal yapanlar, bize bir şey olmaz diyerek insanların sağlığını tehlikeye atanlar, çocuklara ders arasında “Adnan Menderes’in idam animasyonunu izlettiren, virüsün bile “aman bulaşmayayım!” dediği insanlarla dolu ve biz onlardan korunarak yaşamaya devam ediyoruz. Açgözlü kapitalist bir zihniyetin, kötü bir ürünü olan virüsün tutsağı olmuş, evde çaresizce oturmaktan başka bir şey yapamıyoruz.
Bu bir rastlantı mı?
Coşkumuzun dibe vurduğu ortamda “küller içinde güller yetiştirmeye" çalışıyoruz. Öyle ki, adeta dünyanın sonu gelmiş gibi hep atık, artık ya da döküntülerle yaşıyoruz...
İyinin önemi, kötünün anlamı yok artık, acemi bir erin komutanı karşısında “hazır ol” da beklediği gibi bekliyoruz;
-Küme düşmüş bir kulübün başkanı olmak neyse,
-Boşlukta yüzen bu gemide yolcu olmak neyse,
-Nakavt olmuş bir boksör olmak neyse,
-Hava boşluğuna girmiş bir uçakta yolcu olmak neyse,
-Maçın başında adalesi atmış koşamayan bir sporcu olmak neyse,
-Yoğun bakım ünitesinde yatan bir hasta olmak neyse,
-Maçın ilk 10 dakikasında 3-0 geriye düşmüş bir takımın antrenörü olmak neyse,
-Sıkışık bir trafikte şoför olmak neyse,
-Hakemin şike yaptığı bir maçta rakip futbolcu olmak neyse,
-İflas etmiş bir tüccar olmak neyse,
-Şampiyonluk maçının uzatma dakikalarında kendi kalesine gol atarak takımını şampiyonluktan eden bir futbolcu olmak neyse,
-Doping yaparken yakalanan bir sporcu olmak neyse,
-Kartal’ın pençesine yakalanmış yılan olmak neyse,
-Denizin ortasında ayağına kramp giren yüzücü olmak neyse,
-Depremde göçük altında kalmış insan olmak neyse,
-İki sınır arasında mülteci olmak neyse,
-Kaza yaptıktan sonra direksiyonla koltuk arasına sıkışan şoför olmak neyse,
-Oltaya takılan bir balık olmak neyse,
-Yatağa mahkum bir yatalak olmak neyse, “o” yuz,
Şu an yaşadıklarımızdan yola çıkarak yarın neler yaşayacağımızın farkına varmamız gerekiyor.
Bu virüsle akışına bırakamayacağımız bir hayat başladı artık “kötülüğü yok edemiyorsak, ona boyun eğmeyelim…”