Recep Cengiz – 16 Mart 2021 Fenerbahçe atak ve belirleyici, Gençlerbirliği savunma ağırlıklı ama kontra ataklarla tepki verici bir anlayışla oynuyor. Maçın özeti buydu alında…
Maçın sonucu; Gençlerbirliği sürpriz yapma hakkını kullanıyor. Maçı deplasmanda 1-2 kazanıyor.
Maçtan önce kesin favori gösterilen, Fenerbahçe ofsayt kokan bir pozisyonda atılan isabetli bir şut sonrası iskambil kartlarından yapılan bir ev gibi çöktü gitti.
Çağdaş futbol anlayışı için düşünürsek, Fenerbahçe’nin kötü bir taktikle oynadığı söyleyebiliriz. Oyundaki mesafe arttıkça oyuncular arasındaki mesafe de artıyor. Erol Bulut ve futbolcular güçlerini azaltan böylesi bir davranışın sonuçlarını topun ağlara değdiğini görünce farkına vardılar.
Fenerbahçe’nin yenilgiyi içine sindiremeyen, bir yöneticisi kaybettikleri maç sonrası kameralara şunları söylüyor: “Gerçekten futbol olmaktan çıktı. Şurada verilen mücadele bazen çok kahpece yenilen bir golle hem moral olarak çökmemize sebep oluyor hem oyun planımızın çökmesine sebep oluyor. Bunlar artık katlanabilecek şeyler değil…"
Kendisini rahat hissetmeyen bir diğer yönetici, hakem kararlarının düzenleyici değil belirleyici olduğu izlenimi yaratıyor, VAR sisteminin devreye girmemesine isyan ediyor…
Sayın yöneticiler, futbolu iyi bildiklerinden basit anlatıyor!
Takımın içinde bulunduğu duygusal durum açısından anlaşılabilir. Fakat, ekran karşısında ‘doğru’ ve ‘yakışır’ olanı değil geçerli olanı konuşmak/ davranmakla yetinen yöneticiler aslında gerçek oyuncu olarak izleyici karşısında olduklarının farkında değiller.
İnsanda güvensizlik ve tedirginlik uyandıran, bu irade kontrolü ötesindeki sert ve küfürlü söylemler, sanki yöneticilerin futbolla kurduğu ilişkinin biçimini yansıtıyor. Davranışlarının ardındaki dürtü gerçek bir duygu ve adil bir maç yorumu değil takımlarının (dolayısıyla kendilerinin) başarısızlıklarını gizlemek ve olası tepkilere karşı dikkat dağıtma için kendilerine biçilmiş rolü kusursuz sergiliyor.
Bu açıklama dıştaki güçlü maske ile içteki güvensizlik ve değersizleştirme arasındaki çelişkiyi açık ve net gösteriyor. Rol yapmaya kendini kaptırmış bu insanlar için meselenin özü buradadır: Öz eleştiri yapma yerine savunma mekanizmalarından ‘yansıtma’ yöntemini, yani kendi başarısızlığını hakemleri suçlayarak üzerinden atmak.
Soru: Dile getirilen sorun, durum veya davranışın daha olumlu başka nasıl bir anlamı olabilir?
Cevap: Her şeyin bir yolu yardamı vardır. Camialarını temsil eden kişiler olarak yöneticiler ağzına geleni söyleyen, aklına estiği gibi konuşan insan değildir/olmamalıdır.
Bir an için düşünelim, Sayın yöneticimize annesi, babası, eşi veya çocukları böyle bir şeyi nasıl söyleyebildiğini sorduğunda yanıtı: "Özür dilerim, gerçekten bilmiyorum, bunu kendim de anlayamıyorum" olabilir mi?{jcomments on}