Recep Cengiz- 13 Ekim 2021 Boz Ado, orta halli, mazbut bir marangoz ailesinin çocuğudur. Cumhuriyet Lisesi’nde vasatın altında bir öğrenci, Diyarbakır amatör takımlarından Doğanspor’da vasatın bir’kırtik üstünde bir futbolcudur.
Hayatı hep “orta”da yaşayan, “orta” halli bir ailenin “orta”nca çocuğu olan, dersin “orta”sında “orta”da hiçbir şey yokken aniden aklına komik bir şey geldiğinde “orta”ma aldırmayıp kendi kendine gülen, lokantada kebabı “orta”ya karışık düşünen ama bu hevesi hayalden öteye geçmeyen, ilk derse dersin tam “orta”sında girip “orta” sırada oturan, kahveyi “orta” şekerli, çayı “orta” demli içen Ado’nun yaşamında “orta”nın üstünde olan tek şey, dostluğu ve konuşurken espritüel, nüktedan ve komik tarafıydı.
Ado’nun futbol kariyeri Diyarbakır DSİ Spor’lu Veysel Nebi Gülseren’in istatistiklerine göre şöyledir:
Amatör kümede 15 senede toplam 15 maç oynamış; 7 maçta maçın tam ortasında oyundan alınmış, 8 maçta maçın tam ortasında oyuna oyuna girmiş; Cumhuriyet Lisesi futbol takımında 3 senede 3 maç oynamış; halı saha maçları dahil birini kendi kalesine olmak üzere toplamda 3 gol atmış, ikisini ceza sahası içinde rakip takım oyuncularına olmak üzere 5 gol pası vermiş; jübile maçında 1 penaltı vuruşu olmuş; onun jübilesidir diye penaltıyı ona attırmışlar, topu dışarı atmış, penaltıyı tekrar atmak için hakemden yalvar yakar izin istemiş; 2 serbest vuruş kullanmış, birini takım kaptanı Plase Nevzat oyunda olmadığı için, diğerini okul takımı, Çınar Lisesi’ne karşı takım 6-0 öndeyken; oynadığı her maçta rakibine espri yapmış –bu da ayrı bir taktiği- rakibi oyunu bırakıp esprisine gülerken Ado topu kapmış; hayatındaki tek futbol başarısı, lunaparkta penaltı atışlarından kazandığı bir paket Malbora sigarasıdır. Fotoğraf albümünde bir tane bile şortlu resmi yoktur.
Ado’nun oynadığı sınırlı maçlarda, antrenörü Tostav Mèheme’nin kendisine verdiği görevler de sınırlıdır: Sağdan orta yapmak ve adam tutmak. Ado’nun maçtaki görevi iki olunca maç boyunca da Ado’ya söylenen kelime de ikiyi geçmemektedir.
İyi orta yaptığı veya kırni gibi yapışıp adam tuttuğu zaman: “Aferim Ado!”
Kötü orta yaptığı veya adamını tutamadığı zaman: “Tıırrrr Ado.”
Ado’nun bu son söylenen karşısında antrenörüne içten içe diş bilese de karşılık verme şansı yoktur. Bir gün kulübeden kendisine “Tıırrr!” diye bağıran antrenörü Tostav Mèheme’ye, dayanamayıp “Ne Tıııırrrrrr?” diye bağırarak karşılık verince, Tostav Mèheme’nın cevabı yine kısa ve net olmuştur:
“Ado’ya söleyın, maç sonunda malzemesıni bırahsın getsın, bi’daha da gelmesın.”
Üstteki öykü yaklaşık 40 yıllık dostluğumuzun anısına "o küçe senin bu küçe benim" kitabımdan bir anıdır...
Güzel insan bu Dünya'da sadece malzemesini bırakmadı güler yüzünü, adamlığını, dostluğunu ve kardaşlığını bıraktı, yüreğimizi yaktı gitti.