Recep Cengiz - 9 Şubat 2022 Fenerbahçe, ligdeki kötü gidişini kupada da sürdürdü.
Maçın büyük bir bölümünü 10 kişi oynayan rakibi Kayseri spora 1-0 yenilerek elendi.
Kayseri sporun son dakika golü için “Kısmetse gelir Hint'den, Yemen'den, değilse ne gelir elden” atasözü söylenebilir.
Kayseri spor tıpkı yolda birine çarptığımızda “affedersiniz” der gibi Fenerbahçe’yi çarptı! Fenerbahçeli futbolcularda 9 eksikle gelip 10 kişi oynayan rakibine saygılı gösterip “rica ederiz” dedi.
Fenerbahçe’nin aldığı kötü sonuçlar normalleşince başarısızlığını ‘hava durumu’ gibi doğal bir olay görmeye başladık. Şu olunca ‘güneş açar’ diyemediğimiz gibi şu oynarsa takım galip gelir diyemiyoruz. İyi futbolcu olduklarını anlıyoruz ama şartların iyi olduğu durumda bile performanslarının kötü olmasını anlayamıyoruz.
Fenerbahçeli futbolcuları karşılaştıkları rakiplerinin zorluğu değil, o maça yükledikleri anlamlar kaygılandırıyor. Bu kaygı ve yarattığı stres, özgüvenlerini kaybetmiş futbolcuların bilinçaltı performanslarının önündeki en büyük engel gibi görünüyor.
Sezon sonuna yaklaşılırken, taraftarın gözü skorboarddan başka bir şey görmüyor. Kötü futbol, başarısızlık ve protesto arasında bir tür denge sağlanmış durumda!
Fenerbahçe’nin yönetim anlayışı takımın oynadığı futbol ve skorla örtüşüyor. Buna rağmen Başkan Ali Koç, sürekli (birilerinden veya bir şeylerden) şikâyet ediyor. Kendisine, Sokrates’in üç filtre testini (Anlatacaklarının gerçek olduğuna emin misin? Taraftara söyleyeceğin iyi bir şey mi? Söyleyeceklerinin, Fenerbahçe’ye faydası var mı?) hatırlatmakta fayda var.
Ali Koç şampiyonluk yolunda sırlarla karşılaştıkça karşılaşıyor ve onları, çözmek istiyor ama çözemiyor. Çözdüğünü zannettiği an bir bakıyor ki kör düğüm olmuş. Sonrasında hak etmediği desteği istiyor. Futbolun nimetlerinden yararlanmaksızın onun bütün olumsuzluklarını göğüslemek zorunda kalan taraftardan bu istenmemelidir. Bu gerçekten çok şey istemek olur. Çünkü, taraftar için yönetici, teknik direktör veya futbolcu olması fark etmiyor “onsuz olmaz” diyeceği kimse yok görünüyor.
Sanırım aynısını teknik direktör için de söyleyebiliriz. İsmail Kartal içsel rütbelerini düşürmüş, sakin ve olgun bir teknik direktör görünümünde… Ama aldığı başarısız sonuçlar, taraftara "Bu kez olmayacak!" dedirtiyor. Çünkü, krizler, protestolar ve eleştiriler alınan başarısız sonuçlar ve oynana kötü futboldan daha mantıksız değil. İsmail Kartal’ın oyuncu kalitesinden kaynaklanan, Fenerbahçe üstünlüğünün ortaya çıkabilmesinin oyunun gelişmesine bağlı olduğunu anlaması gerekiyor.{jcomments on}