İbrahim Hacıosmanoğlu’nun Amerika’dan Türkiye’ye Uçuşunda Ne Değişti?
Ömer Gürsoy – 9 Aralık 2025 Amerika’dayken kullanılan dil sertti.
“Döner dönmez hesaplaşma” vurgusu, Türk futbolunda uzun süredir biriken başlıkların artık açık bir çatışma alanına taşınacağı beklentisini doğurdu. Bu tür açıklamalar, yalnızca bir duygu anı değil; aynı zamanda bir strateji değişiminin habercisi olarak okunur.
Uçuştan inişe geçerken olduğu gibi, bazen demeçler de inişe geçebiliyor. Amerika’da yükselen ton, Türkiye’ye dönüşte daha dengeli, ölçülü ve kontrollü bir biçim bulmuş gibi görünüyor. Sert mesajların yerini, muhasebe ve denge dili alıyor; açık hedefler veya isimler üzerinden cepheleşme yok. Gerginlik tamamen ortadan kalkmamış, ancak yönetilebilir bir seviyeye çekilmiş durumda.
Bu satırları Berlin’den, Charlottenburg Sarayı’nın sakin bahçesinden yazıyorum. Gürültüden, gündelik tansiyondan ve anlık tepkilerden uzak olmak; söylenen sözlerden çok çizilen hattı görmeyi kolaylaştırıyor. Belki Türkiye’de olsaydım değerlendirmem daha duygusal olurdu, bilemiyorum. Ama mesafenin, bazı süreçleri daha az değil, daha net gösterdiği de bir gerçek.
Değişmeyen bir gerçek var: ister sürdürülebilir ister sürdürülemez olsun, Türk futbolu bir gerginlik döneminin içindedir. Hakemlik müessesesindeki kırılganlık, yargı süreçlerinin yarattığı belirsizlik ve kulüpler arası güven sorunu bu dönemin temel unsurları olmayı sürdürüyor.
TFF’de görev yapmak –hele ki federasyon başkanlığı– bir koltuğa oturmak değil, bir rodeo atına binmek gibidir. At güçlüdür, sabırsızdır ve kontrolü ele geçirdiği an biniciyi sırtından atar. Kimsenin ne kadar süre bu atın üzerinde kalacağını önceden bilmesi mümkün değildir.
Görünen o ki, Amerika’dan Türkiye’ye uzanan o uçuşta esas mesele de burada şekillendi: Rodeo atının, yani Türk futbolunun, kontrolden çıkma ihtimali. Bu ihtimal karşısında, hızlanmak yerine dizginleri biraz daha sıkı tutmak tercih edildi.
Çünkü bazen mesele ne kadar sert sürdüğünüz değil; atın sizi sırtında ne kadar taşıdığıdır.