Ömer Gürsoy - 15 Kasım 2025 Gençlerbirliği Kulübü’nün içinde bulunduğu durumu geçen haftaki yazımda şöyle ifade etmiştim:
“Gençlerbirliği’nde herkes bir şey söylüyor ama kimse kulübün geleceğine dair net bir yol haritası çizemiyor. Küçük olsun, benim olsun anlayışı, kulübün köklerine kadar işlemiş durumda.”
Churchill ve De Gaulle’ün Sofrası
Tam da burada tarihten bir anekdot aklıma geliyor. İkinci Dünya Savaşı yıllarında, İngiltere Başbakanı Winston Churchill, Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle’ün davetlisi olarak Élysée Sarayı’nda ağırlandığında, sofradaki zengin peynir çeşitlerine hayran kalır ve sorar:
— “Fransa’da kaç çeşit peynir var?”
De Gaulle, gururla yanıtlar:
— “Tam 265 çeşit.”
Churchill tebessüm eder:
— “265 çeşit peyniri olan bir ülke, savaşta yenilemez.”
De Gaulle’ün cevabı ise tarihe geçer:
— “Ama yönetilemez de! 265 farklı peyniri olan bu ülkeyi kim yönetebilir ki?”
Bugün bu diyalog, Gençlerbirliği’nin yaşadığı durumu anlatmak için adeta biçilmiş kaftan. Her biri kendi doğrularını savunan yöneticiler, eski başkanlar ve camia mensupları… Ama bir türlü “ortak akıl”da buluşamayan bir yapı.
Yönetilemez Bir Noktaya mı Geliyoruz?
Ay sonunda yapılacak olağanüstü genel kurul öncesi herkes aynı soruyu soruyor: Bu kulübü kim yönetecek? Daha önemlisi: Bu kulüp artık yönetilebilir mi?
Bugün TRT Radyo 1’de Spor Saati programında Gençlerbirliği’ni gündeme aldık.
Gençlerbirliği’nde başkan Mehmet Kaya kararlı ve hızlı adımlar attı; seçim kararını verdi, teknik direktörü ve altyapı teknik kadroyu yeniledi, hatta 15 gün önce göreve getirdiği başkan vekili ve asbaşkanını bile değiştirdi. Süreç öylesine hızlandı ki, kulüpteki hareketlilik gözle görülür hâle geldi. Bu bir övgü değil, sürecin gözlemlenen bir tespiti olarak not ediyorum.
Rakip çıkar mı, bilemiyorum; ama 2-3 adaylı bir seçimin daha sağlıklı olacağını düşünüyorum. Mehmet Kaya tüm sorumluluğu üstlenecek gibi görünüyor. Bu adımların doğru olup olmadığını ise zaman gösterecek; camianın dikkatli ve eleştirel izlemesi önemli.
Tüm konuşmalarıma burada yer vermem mümkün değil ama özünü tek cümleyle aktarmak gerekirse:
“Gençlerbirliği, Churchill’in o meşhur tebessümünde gizlenen gerçeğin tam ortasında duruyor: Zengin bir geleneğe ve güçlü bir birikime sahip; ama herkes kendi peynirinin peşine düştüğü için kimsenin yoğuramadığı bir karmaşanın içinde.”
Ay sonundaki olağanüstü genel kurul öncesi asıl soru şu:
“Bu 265 çeşit fikir ve ego bir araya gelip tek bir reçeteye dönüşebilecek mi, yoksa kulüp tarihin en yönetilemez dönemine doğru mu sürükleniyor?”