Toplumsal Şiddet ve Futbol
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel Recep Cengiz Toplumsal Şiddet ve Futbol

Toplumsal Şiddet ve Futbol

hooligan

Yrd.Doç.Dr.Recep CENGİZ- 5 Şubat 2015 Hepimiz şiddet ve saldırganlıkla kuşatılmış bir ortamda yaşıyoruz.

Zaman zaman yabancıların, arkadaşlarımızın, akrabalarımızın, iş arkadaşlarımızın, ya da ailemizden birinin suiistimaline, tacizine, fiziksel ya da sözlü saldırılarına maruz kalıyoruz1. En önemlisi, uygarlık geliştikçe "şiddetin azalacağı" yolundaki öngörülerin aksine, şiddet farklı boyut ve yoğunlukta bütün dünyada yaşanıyor2.

 

      Kadın-çocuk, öğrenci-öğretmen, memur-işçi, ev-sokak, okul-işyeri… Fark etmiyor. Her yerde öfke, her yerde şiddet. İnsanlarda öfke duygusunun her an kabarmaya hazır olduğu bir toplumda yaşar olduk. Bütün sorunlarını şiddete başvurarak çözmeyi yaşam biçimine dönüştürmüş bir toplumda, futbolun kendine şiddetten büsbütün soyutlamış bir dünya kurması düşünülebilir mi?..3

 

            Futbol ile şiddet kelimesinin yan yana getirilmesi geniş bir çerçevede kabul edilmiş gibi görünüyor. İki terimin yan yana kullanılmasına itiraz edenler azaldı. İtirazı önleyenlerin bir bahanesi var: Efendim, ülkede işsizlik var. İnsanlar stresli, deşarj olamıyorlar. Eh! Ne yapsınlar? Acınacak bir tablo çizip, saldırgan taraftarı haklı gösterici, aslında kendi futbol anlayışlarını kabul ettirmek için kurnazlıkla bulunmuş bir kurgudur bu... Maliyetsiz, zahmetsiz, ucuz bir kurgu.

 

Toplumsal yaşamda, pek çoğumuz kimi zaman ya da düzenli olarak saldırganlığa tanık oluyor ve neredeyse hepimiz saldırgan davranışların ve saldırgan insanların kanıt ve belirtilerini görüyoruz.

 

Tribünlerde; küfürlü pankartlar, meşale yakmalar, koltuk kırmalar, küfür ve kavgalar… Kendilerini başka bir şekilde ifade edemeyen, birçoğunun toplumsal yaşamlarında ki tek statüleri taraftarlık olan, yani futbola İlgi ve bağlılık şekli sorunlu insanlar görüyoruz4,5.

 

Hepimiz gazete, dergi ve televizyonda saldırganlıkla ilintili haber bombardımanına uğruyoruz; savaş, gasp, soygun, gasp, kadın cinayeti ve tecavüz haberleri gündemden hiç düşmüyor6. Televizyondaki şiddetin taktik etme, korku yaratma ve duygusuzlaştırma gibi etkileri, insanları travmatize edici özellikte olup, kaygı, korku ve gerilim yaratıyor7. En önemlisi, Kurmaca şiddet ile gerçek şiddet arasındaki etki ve inandırıcılık farkının bulunmaması, insanları şiddete, ölüme, acıya, kana ve kayıplara karşı duyarsızlaştırıyor8.

 

Spor sayfaları veya futbol programlarına baktığımızda; bombaladı, parçaladı, argo manşetler; Sadece görmek istedikleri şeyleri gören hakem yorumcuları; bağıranın haklı olduğu programları aksiyon filmlerini aratmıyor.

 

Çoğu durumlarda saldırganlık ve şiddetin kurbanları, belirli bir ortamda daha az güce sahip ya da dezavantajlı olanlardır; kadın, çocuk, zayıf, kimsesiz, yaşlı veya hastalardır.

 

Sporda kurbanlar; yabancı sahaya gelmiş az sayı da taraftar, kadın ve çocuklar, rakip takım oyuncuları, hakemler, seyir halindeki rakip takım otobüsü, özel güvenlik… Öncelikli hedefler olarak göze çarpıyor.

 

Çoğumuz zaman zaman saldırganlaşırız; hatta bazılarımız saldırgan oyunlar “oynamaktan”, el ense çekerek tokalaşmaktan, argo konuşmaktan, küfürlü şakalaşmaktan, beraber yürüdüğümüz arkadaşımıza çelme takmaktan, şaka olsun diye enseye tokat atmaktan… Keyif alıyoruz. Bu davranışlar; yaş, kültür, statü, cinsiyet değişkenlerine göre farklılık göstermekte, ama yine de hepsine aynı “etiket” saldırganlık ve şiddet yapıştırılmaktadır.

 

Halı saha veya mahalle de maç yaparken kasıtlı tekme atmayı, itmeyi veya formadan çekmeyi, maç sonu argo veya küfürle karışık espri konusu yaparak kışkırtmaktan zevk alıyoruz.

 

Aile ve okulda, şiddet uygulayarak çocukların disiplinini sağlama ve kötülüklere karşı koruma öngörüsü hâkimdir9.

 

Büyük takım veya yıldız oyuncuları etkisiz hale getirmenin “amentüsü” sert futbolla yıldırmadır.

 

Belli zamanlarda belli bölgelerde yürümekten, belli yerlere gitmekten ya da belli faaliyetlere katılmaktan çekiniriz.

 

Özellikle futbol (derbi) veya futbol seyircisinin olduğu basketbol müsabakalarına gitmekten, kadın ve çocuklarla birlikte maçlara gitmekten, yabancı sahaya gitmekten veya kahvehaneler de maç izlemekten çekiniyoruz.

 

O halde çoğumuzun davranışlarında şu ya da bu şekilde saldırganlık ve şiddetin belirleyici olduğunu düşünmemiz şaşırtıcı değildir; kabul edilebilir bir tarafı olmasa da sürekli şiddetin yaşanması, toplumda şiddetin kabul görmesi anlamına da gelir1. Şiddet olaylarında hiçbir şey değişmiyor ise centilmenlik adına hiçbir şey öğrenilmiyor demektir.

 

Sorunu bütünüyle görmeyip, yalnız bütünün parçalarını ayrı ayrı ucundan, kıyısından, parça pürçük ele alırsak, o sorunlara kökten çözümler getiremeyiz. Ancak geçici çözümler bulunabiliriz. Çünkü her şiddet olayının belirli bir nedeni vardır. Belirli nedenler, belirli koşullar altında aynı sonucu meydana getirir. Futbolda şiddet olaylarının önkoşullarını neden, bunları izleyen olayları da sonuç olarak değerlendirmek gerekir.

 

Futbolda şiddet olaylarının nerede, hangi sıklıkta, nasıl ve kimler tarafından yaşandığı değişkenlik gösterse de değişmeyen şiddetin kendisi, futbola ve topluma verdiği zarardır. Futbol müsabakasında izlenen bir şiddet olayının toplumsal yaşama yansıması; günlük yaşamda sıradan bir olay, haksızlığa uğrandığı düşünüldüğünde bir hak arama yöntemi, İletişimde; bağırmak, dinlememek, argo konuşmak etkili bir yöntem olarak tercih edilmesi kaçınılmaz olacaktır.

 

Futbolda şiddet, adli bir vaka değil,   eğitim, kültür ve ahlak sorunudur...

 

Futbolda şiddet duygusunun yoğunluk kazanarak yaygınlaşması, eylemli hale dönüşmesi toplum içinde kültür ve etik değerlerin kaybolması ile yakından ilgilidir. Bunları ahlaki temellerle açıklamak mümkündür. Bu değerlerin davranışa dönüşmesi için eğitim kalitesini artırmak ve “sorumluluklarımızdan sorumluluk” duymamız gerekiyor. Bu nedenle futbolda şiddet; yasaklarla, cezalarla önlen(e)mez. Şiddet eylemlerini bütünüyle önleyecek kesin ve tek reçete beklenmemelidir. Çünkü böyle bir reçete yoktur. Ancak her yerde herkes için uyulması gereken kurallar ve ilkeler vardır.

 

Futbolda şiddet; federasyonun kestiği ceza, güvenlik güçlerinin gazlı, coplu, tazyikli su müdahalesiyle bitmez, bastırılır.

 

Sonuç olarak, futbolda şiddet; toplumsal şiddetin bir başka versiyonudur... Bu nedenle, politikacı, yönetici, eğitimci, psikolog, sosyolog, spor paydaşlarının, yani “görevi, yetkisi ve sorumluluğu” olan insanların birbirinden farklı ama birbirini tamamlayan yöntemleri kullanması gerekir. Örneğin, saha içerisinde rakibine kasıtlı tekme atmak sadece kural dışı bir davranışı değil, futbolcunun içyapısı, düşünce ve zihniyetini de gösteriyor. Dolayısıyla hareketin “cezası” futbol federasyonun yetkisi, neden ve sonuçlarını araştırmak sosyal psikologların görevi, futbolcuya saha da nasıl davranılacağını, duygularını kontrol etmeyi yani nerede hangi ölçüde itiraz etmesinin kabul edilir ya da edilmez olduğunu öğretmek de antrenörlerin sorumluluğudur. Sorunu bu şekilde kabul etmek, aynı zamanda toplumun genel sorunları ile yüzleşmek anlamına da gelir. Bu yüzleşmede futbolun yanlış tarafına demir atmış kişilerin, yaşamlarına şiddetin yansımalarının araştırılması, ikincisi ise kin, nefret, öfke, kıskançlık, aşağılama, hayal kırıklığı ve benzeri şeylerle ilişkili sorunların bu kişilerde nasıl ortaya çıktığı, nasıl pekiştiği ve futbol algısını nasıl biçimlendirdiğini analiz etmemiz gerekir.

     

Öneriler:

 

Yasa, yönetmelik veya etik kurul kararlarının “sıfır toleranslı” uygulanması ile sıklığı, süresi veya etkisi azaltıla bilir.

 

Toplumsal yaşamın her alanında eğitimle yaratılan değerler zincirinin, sporda etik değer ve faır play davranışlarında karşılık bulması sağlanabilir10.

 

Futbol taraftarı için yalnızca bir öneme değil, aynı zamanda değere de sahip olmalıdır.

       

Kaynaklar:

 

  1. Hogg, M.A., Vaughan, G.M., (2011), Sosyal Psikoloji, (Çev. Yıldız İ., Gelmez A.,) Ütopya Yayınları, İstanbul,

  2. Gümüş, S. Futbol ve Biz, Can Yayınları, Güncel Dizisi 8, İstanbul.

  3. Özerkmen, N., (2012), Toplumsal Bir Olgu Olarak Şiddet, Akademik Bakış Dergisi, Şubat 28, 1-19.

  4. Arıkboğan, D,Ü., (2007), Terör Korku Hali, 3.Baskı, Profil Yayıncılık, İstanbul.

  5. Gökkulu, G., (2007), “Kramponlu Mehmetçikler Medya’da Futbol Haberlerinin Sunumunda Fanatizm ve Milliyetçilik, Cogito Üç Aylık Düşünce Dergisi, Fanatizm: Ya Bizdensin Ya Öteki, Özel Sayı, Yapı Kredi Yayınları, 53; 121-135.

  6. Türkoğlu, N., (2004), İletişim Biliminden Kültürel Çalışmalara, Toplumsal İletişim Tanımlar, Kavramlar, Tartışmalar, Babil Yayınları, İstanbul.

  7. Ergül, H., (2000), Televizyonda Haberin Magazinleşmesi, İletişim Yayınları, İstanbul.

  8. Akarcalı, S., (1996),"Televizyon ve Şiddet", Yeni Türkiye, Eylül-Ekim, 11,(2); 553-560. 

  9. Gözütok, F.,(2008), Eğitim ve Şiddet, Gazi Kitapevi, Ankara.

  10. Arıpınar, E., Donuk, B., (2011), Spor Yönetim ve Organizasyonlarında Etik Yaklaşımlar Faır Play, Ötüken Yayınları, İstanbul.{jcomments on}

     

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  4464  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Doç. Dr. Recep Cengiz Cuma, 22 Kasım 2013.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

futbolekonomihakkimizdabanner2

FutbolEkonomi Yıllık Seckisi 2025

esitsizliktanitim

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer
Av. Mustafa Batmaz
Av. Mustafa Batmaz

Kimler Sitede

Şu anda 1133 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 58143491

aksartbmmraporbanner

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1