Recep Cengiz-26 Mayıs 2018 Görünürde doğal ve ölçülü gibi görünen bir başkanlık yarış kurgusu, adayların (her ne kadar stratejik olsa da) bezdirici, karalayıcı veya tehdit edici söylemleriyle camianın mantıklı düşünmelerini engelliyor.
Taraftarların umut etmeleri gereken (güçlü bir yönetim, yıldız futbolcu transferi ve kazanılacak şampiyonluklar gibi) şeyleri değiştirerek, umut etme biçimlerini de değiştiriyor. Bu çok reel bir yönetim anlayışı değil, olamaz; buna ekonomik gücünüz yetmez; en fazla, Paris Saint Germain (PSG) gibi kendi çifliğinizin horozu olusunuz, amatör branşlar gölgede kalır, altyapı sisteminiz çöker.
Burada asıl sorun, beklentilerinin karşılanmasını dert eden insanlar olan taraftarlar için ulaşılacak bir idealin görünmemesidir. Üstelik şurası açık: Bugün, birkaç yıl öncesine oranla çok geniş bir taraftar kitlesini ilgilendiren olay ve söylemlerin taraftarları gücü iyice azaldı. Taraftarlar eskisi kadar maçlara ilgi göstermiyor.
Her şeyden önce adaylara şunu belirtmekte yarar var: Bu görüntü ve seçim stratejileri camianın görmek isteyeceği koşulları yaratmıyor. Fenerbahçe’yi değil, kendilerini iyileştiren, bu söylemler; başkan olmak için ikna edici bir sav, özel bir değer ortaya koymuyor. Düşündükleri tek şey, rakibini “bir balık gibi kıstırılabilmek”. Bu görüntü adayların nasıl başkan olabileceğini gösteriyor ama neler yapabileceğini göstermiyor.Kimi kime karşı suçluyorlar?
İkisinin de şimdiden ipliği pazara çıkmış… Oysa ki, Fenerbahçe başkan adaylarının, camianın beklentilerini karşılayacak projelerini açık bir şekilde ortaya koymaları gerekir. Aksi taktirde, karalayıcı, belaltı stratejiler, Fenerbahçe başkanlığı için çok basit ve sıradan argumanlardır. Bu türden suçlamalar gerçek sorunların belirlenmesindeki dar anlayıştan doğmaktadır. Bu durumda taraftarın söyleyeceği tek şey; bunlardan, bana ne?
Adaylık sürecinde hoşgörüyü geliştirecek stratejik bir düşünce eğilimine önem vermek; kendilerinden başka türlü düşünen adaylar olabileceği, başkalarının düşüncelerine fikir ve inanç ayrılıklarının normal görülmesi gerektiği vb. gibi gerçekler üzerine eğilerek önyargı ve hoşgörüsüzlüğü ortadan kaldırmak, çatışma ortamı yaratmamak gerekiyor.
Seçim, Fenerbahçe tarih ve kültürüne yakışır bir ortamda, her iki tarafın kazanması gereken bir şekilde yapılmalıdır. Aksi takdir de biri kaybederse, kazandı sanılanın da sonradan kaybettiği açıkça görülür, önzesi kehanet olmaz.
Bu saptama ve çözümlemeler seçim sürecinin sınırları içinde kalınarak yapıldıktan sonra kısır çekişmelerinin, dolaylı tartışmaların camiayı birbirine karşıt ve düşman gruplara bölecek şekilde ayırmasına fırsat vermemek, fikir ve görüş ayrılıklarının adaylık sürecinde kalmasını sağlamak, her iki adayında Fenerbahçe’ye hizmet gibi aynı amaca hizmet eden farklı değerli kişiler olduğunu unutmamak, hoşnutsuz ve temel sorunları gidermedikçe başkanlığın uzun vade de Fenerbahçe’ye bir yarar sağlamayacağını hatırdan çıkarmamak gerekiyor.{jcomments on}