Bundan bir süre önce Yüzme Federasyonu Asbaşkanı ile Genel Sekreter’in yumruklaştığı haberleri magazin boyutu ile basına yansıdı.
Her iki yönetici de beşer gün “iş göremez raporu” almışlar.
Ne olacak, “kişisel bir meseledir” ya da “iş yaşamında olur böyle şeyler” deyip geçebiliriz. Ama aslında bu kavga çok önemli bir gerçeği işaret ediyor. Devlet ile spor federasyonları arasındaki çarpık ilişkiyi.
Bundan 5 yıl öncesine kadar genel sekreterler Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü tarafından atanıyordu. Böylece federasyon başkanlarının en yakın çalışma arkadaşını dahi kendi başına belirleme imkânı olmuyordu.
Özerklik kanunu ile bu değişti.
Ama Yüzme Federasyonu Başkanı genel sekreterini değiştirmemiş ve atanmış kamu görevlisi ile bu işleri sürdürmüş.
İyi ya, seçilmiş başkana atamayla gelen bir genel sekreter dengeyi sağlar diyebilirsiniz. Ama kazın ayağı hiç de öyle değil. Bir kere böyle bir yapıda Federasyon Başkanı hiçbir zaman kendini güvende hissedemiyor. İkincisi Genel Sekreter kendisini hem devlet gibi hem de Federasyon Başkanından daha çok Genel Müdüre karşı sorumlu görüyor. İşte tam burada da problemler başlıyor. Birbirlerini şikâyet eden başkan ve genel sekreterler ülke sporuna hizmet etmekten çok kendi “imtiyaz adacıklarını” koruma yoluna gidiyorlar. O zaman da yaşanan çekişmeler yumruklaşmaya dönüşebiliyor.
Peki, o zaman bazı federasyon başkanları özerklikten sonra niçin hala atamayla gelen genel sekreterlerle yola devam ediyorlar? Birinci sebep para. Sponsorluk anlaşmaları yapan federasyonlar hemen dışarıdan “yüksek” maaşla genel sekreter getirebiliyorlar. Para bulamayanlar devletin atadığı kişiyle görevine devam ediyorlar. Ayrıca bazı yetersiz, sorumluluk almaktan çekinen ve özerkliğin ruhunu anlayamayan federasyon başkanları “deneyimli” atanmışlarla çalıştıklarında kendilerini daha güvende hissedebiliyor.
Ne yazık ki devlet federasyonlarla nasıl bir ilişki içerisinde olacağına bir türlü karar veremiyor. İşte son günlerde federasyonların özerkliği için hazırlanan taslak. Buna göre genel sekreterler ya Genel Müdür tarafından ya da federasyon başkanının teklifi üzerine Genel Müdürün onayıyla atanacakmış. “Federasyonlara balans ayarı yapılması” gerektiğini savunan biri olarak bu bence açıkça özerk federasyonlara yumruk atmaktır. Böyle olursa daha yönetici yumruklaşma haberi duyarız.
Bence devlet, kimin göreve getirileceğine karar veremez, daha doğrusu, ancak kimlerin federasyon başkanı ve genel sekreter olacağına dair kriterler koyar. Öte yandan gerekirse de Fransa da olduğu gibi Spor Bakanı, hedefleri, statüsü, maaşı, performans kriterleri belirlenmiş federasyon başkanları ile “standart kuruluş sözleşmesi” imzalar ve başarısız federasyon başkanlarını görevden alabilir.