Kanada’nın Vancouver kentinde devam eden Kış Olimpiyatlarını izliyor musunuz? Tüm dünyanın yakından takip ettiği bu konu bizim spor gündemimizde ne kadar yer kaplıyor?
Üstelik 2011 Kış Oyunları’nı ülkemizde düzenleyeceğimiz için ilgiyi çok canlı tutup öğretici olmamız gerektiği halde.
Aklıma bu yabancı hakem tartışmalarında olduğu gibi, acaba Erzurum’da salonları, parkurları, turistlerin dışında bir de yabancı seyirci ithal ederek mi dolduracağız sorusu geliyor.
Neyse ki, Eurosport ve Habertürk Gazetesi var. Onlar sayesinde ülkemizde birçok insan gibi benim de biraz uzağımda olan kış sporlarını öğrenerek izlemeye çalıştıkça ne kadar da zevkli ne kadar da rekabet edici unsurları görüyoruz. Bağış Erten yönetiminde Eurosport’ta çalışan spikerlerin mükemmel anlatımlarıyla bu mücadeleleri izlemek hayli de keyifli oluyor. Ekranlarda izleyemediğimiz ince ayrıntılar, kurallar, özel haberler de Murat Ağca editörlüğündeki Olimpiyat sayfalarında bizleri aydınlatıyor…
Buradan başka bir şeye geçeceğim. İşte sadece Habertürk Gazetesi sayfalarında kendine yer bulabilen bir haber vardı geçtiğimiz günlerde:
“Ada’nın ayağı kaydı” başlığı ile verilen habere göre, Britanya Kayak Federasyonu 2010 Kış Olimpiyatı öncesi iflasını açıkladı, ortada kalan 14 sporcunun imdadına Britanya Olimpiyat Komitesi yetişti. Olimpiyat Komitesi 500 bin TL borcunu ödeyemeyen Federasyonu’nun yetkilerine geçici olarak el koydu.
Bu haberi okuduğumda şunu düşündüm: Demokrasinin beşiği ve özerklik konusunda bize yıllarca ders veren İngiltere’de dahi federasyonların yetkilerine el konulabiliyormuş. Demek ki “ben özerkim, ne istersem yaparım” denilemiyormuş Gerekirse devlet veya başka bir otorite mutlaka özerk federasyonlara balans ayarı yapabiliyormuş.
Hatırlayalım, başarısız geçirdiğimiz 2008 Olimpiyat Oyunlarından sonra yapılan 70’e yakın federasyon seçimlerinde hep mevcut başkanlar kazandı.
Peki, bizde de borç içerisinde olan federasyonlar, görevini kötüye kullanan,tek bir kuruş sponsor geliri yaratamayan, seçime hile karıştıran başarısız federasyon başkanları yok mu?
Ne zaman spor yönetimine ilgi duyan kamu görevlileri ile konuşsam özerk federasyonların birçoğunun başarısız ve borçlu olduklarını söyler dururlar. Ben de yıllardır modern bir devletin bu sürece seyirci kalmayacağını söyler ve yazarım. Türk sporu bu kişilere katlanmaya mecbur değildir. Hiçbir şey olmamış gibi yapamayız.
Spor basınında özerkliğin en büyük savunucusu olarak diyorum ki, devletin sporu koruyacak bir “sigorta maddesine” ihtiyacı vardır.
Sporumuzu sağlıklı bir zemine oturtmadan büyük hedeflere nasıl ulaşacağız?
Ömer Gürsoy- Habertürk Gazetesi’nde yayınlanmıştır.{jcomments on}