Mehmet Akif ve Spor
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel Recep Cengiz Mehmet Akif ve Spor

Mehmet Akif ve Spor

Yrd.Doç.Dr.Recep CENGİZ-19 Mart 2017 Sizlere, bir olimpiyat şampiyonunun hayatını veya bir dünya şampiyonluğunun öyküsünü yazmayacağım.

 

Öyküsünü yazacağım şahsiyetin, Türk Spor Tarihine altın harflerle yazılmış bir başarısı yok.

Beşiktaş’ta oynamadı, Fenerbahçe’de kazandığı şampiyonluk, Galatasaray’da kazandığı bir kupa da yok.

Eşofmanlı, şortlu, formalı, mayolu, bir resmini göremezsiniz. Ancak bir ulusun bağımsızlık savaşında yerini almış ve savaşın bildirge anlamına gelen marşının sözünü yazmış bu şahsiyetin hayatında tasavvuf, din, edebiyat, sanat ve sporu büyük bir disiplin ve uyum  içinde görebilirsiniz.

Hayatını, “Üç buçuk nazma gömülmüş koca bir ömr-i heder” olarak tarif eden Mehmet Akif’i yakın arkadaşı, Mithat Cemal şöyle tasvir eder. “Boğaziçi’nde yüzme yarışı kazanan, Çatalca’da güreşen, Veli efendi Çayırından adım atlayan, İbnü’l-Farı’i ezbere bilen, Dağıstanlı Hoca ile Kitabü’l-Kamil’i hasbıhal eden, Musa Kazım Efendi ile Bedreddin’in Varidat’ını okuyan, sonra Emile Zola’nın romanlarında insan yığınlarının idaredeki kudretini seven… Bu kadar değil, Halkalı’da ineklerin karnından Trocart ile su alan Akif, kendi kendine kaldığı zaman nısfiye (ney) üflüyordu”1.

 

Mehmet Akif’in yüzmeye tutkunluğunu, arkadaşı Ali Rıza Uğur, “ O, denizi gördümü, biz de onun yüzdüğünü görürdük” cümlesiyle özetlemektedir2.

Akif’e göre bilim ve sanatta ilerlemenin, çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmanın yolu bilinçli ve sistemli çalışmaktan geçmektedir. Elinde kitap, gözünde geleceğe doğru bir ışık olan, okuyan, araştıran, ülkesini ve dünyayı yakından takip eden bir ecdat torunu olarak “kim var?” diye seslenildiğinde “ben varım” deme iradesine sahip olan bir nesildir3. 

Mehmet Akif'in Safahatın altıncı kitabı olan Asım'da Türk gençliğini "Asımın nesli" olarak nitelemiş ve Türk gençliğinde görmek istediği vasıfları:

- Beden ve Ruh yapısı,

-Tahsil ve terbiye,

- İlim,

-Çalışkanlık,

- Ümit ve azim,

- Dindarlık,

-  Ahlak,

- Vatan sevgisi olarak sıralamıştır4.

Mehmet Akif’in idealinde; sağlıklı olmak için sporla uğraşan, vatan sevgisini ve bağımsızlıklarını her şeyin üzerinde tutan, ahlak, eğitim ve öğretime önem veren, ümitsizliğe kapılmayıp azimli ve çalışkan olan, dindar olup, ancak Müslümanlığı uhrevi bir din ve Kuran’ı ölülere okunan bir kitap olarak algılamayan bir gençliğin olduğunu söyleyebiliriz.

 

Gençliğe hitaben, Milli mücadelenin zorluğunu bir dizesinde “Zannetme ki ecdadın asırlarca uyudu/ Nereden bulacaktın o zaman elindeki yurdu” dizeleriyle dile getiren “Sahipsiz olan memleketin batması haktır, Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır” diye seslenen, Mehmet Akif’in dünyası; yaşayan bir filim karakteri, hiçbir şekilde yaşanması mümkün olmayan bir roman, bir masal, tarihe kalmış bir mitolojik unsur, efsaneleşmiş bir kavram değildir5. Ömrü boyunca daima manevi ve fikri bir mücadele içinde yaşayan Akif’in ihtiyaç halinde, bedenen cihad etmek için de hazır bulunmayı bir ibadet saydığı ve bunun için gayret gösterdiği anlaşılmaktadır6.

Mehmet Akif’i daha iyi anlayabilmek için istiklal marşını yazma süreci ve ruh halini iyi anlamak gerekir.

Milli marş yarışması için ilan verilirken tek şart “milletimizin giriştiği istiklal mücadelesini ifade ve terennüm(Osmanlıca da güzel güzel anlatmak) şartı vardır. Yarışmaya 724 şiir katılır, ancak Mehmet Akif’e ait bir şiir yoktur. Çünkü Mehmet Akif, dostlarının bütün ısrarlarına rağmen, sonunda para ödülü olduğu için yarışmaya katılmamıştır.  500 altını almayıp Hilal-i Ahmer’e (Kızılay) bağışladığı zaman,  Millet vekili maaşı 8 altındır6.

Paltosu olmayan, Baytar Şefik Bey’den ödünç aldığı palto ile meclise giderken, kendisine verilen 500 altını almayan vatan şairi. Yine de o bu ikramiyeden bahsedenlere çok kızar. Üstad Ankara'da ceketle gezer. Paltosu yoktur. Pek soğuk günlerde Şefik'in yağmurluğunu ödünç alarak giyer. Bir gün Şefik:

- Âkif Bey, şu mükâfâtı reddetmeyip de bir yağmurluk yahut bir palto alsaydınız daha iyi olmaz mıydı?" Diyecek olur. Âkif Bey alabildiğince hiddetlenir ve böyle söylediği için tam iki ay çok sevdiği Şefik Kolaylı'yla konuşmaz7. İstiklal marşı için kendisine verilen ödülü almayan, İstiklal marşı  ticare alet olmasın diye kitaplarına koymayan şahsiyetin aile öyküsüi kendisienden farksızdır:

- Yıl 1962, Cağaloğlu'ndaki bir köşe yazarının odasına kirli sakallı, üstü başı bakımsız biri girer. Adını söyledikten sonra yazardan kendisine yardım etmesini ister. Köşe yazarı karşısındakinin içler acısı durumundan büyük üzüntü duyar. Köşe yazarı cüzdanını uzatır ve istediği kadar para almasını söyler. O da uygun bir miktar para alır ve cüzdanı geri verir. Birkaç ay sonra tek sütunluk bir gazete haberi çarpar köşe yazarının gözüne. İstanbul sokaklarında, bir çöp bidonunun yanında bulunan bir cesetten söz ediyordur o haber. Yazar fotoğrafa bakar ve para istemek için odasına gelen Emin Ersoy olduğunu görür. Yani bu kişi, Mehmet Akif Ersoy'un oğlu Emin Ersoy'dur. Kendisine verilen cüzdandan sadece ihtiyacı kadar para alan, fırsatıçılık ve aç gözlülük yapmayan mağdur, fakat mağrur insan, bizlere alınıp satılamayacak bir şeylerden bahsediyor “Değerlerden”.

Bu değerleri oğluna öğreten Mehmet Akif “Söz Verdiğim Yere Gelmedimse Bilin ki Öldüm” Diyecek kadar sözünün eridir. 

Kendisinden 15 yaş küçük şair arkadaşı Mithat Cemal Kuntay’ı Üsküdar’da görmek için çok sevdiği arkadaşına söz veriyor. Pazar günü saat 10’da sizdeyiz. O gece boğazı donduracak bir soğuk, denizden ulaşım yok. Mithat Cemal camdan bakıyor dışarılarda hiç kimse yok. “Bu havada mümkün değil gelemez” diye düşünüyor. Saat tam 10’da kapısı çalınıyor. Gelen Mehmet Akif’tir. Hayretler içerisinde “Nasıl geldiniz?” diye sorar. “Havanın bozacağını gördüm, bir gün önceden çıkıp Üsküdar’a geldim. “Peki, nasıl oldu da saat tam 10’da kapıyı çaldınız?” diye sorduğunda ise, “Aslında 15 dakika önce buradaydım. Ama saat 10 diye sözleştiğimiz için biraz bekledim” der. İşte bunun için, Mehmet Akif’in değeri vardır.

Akif, güçlü bir kişiliğe sahiptir. Çünkü o sınıfta, dershanede, testle eğitim görmüş  tostla büyümüş bir aydın değildir. Cadde, sokak, çarşı-pazarda zengin-fakir, eğitimli-eğitimsiz, tüccar-esnaf, işçi-işsiz, müslüman- hıristiyan demeden halkla iç içe kimi zaman güreş tutan, kimi zaman taş atan, kimi zaman koşan, kimi zaman boğazı karşıdan karşıya yüzerek geçecek kadar yüzmeyi iyi bilen biri olarak yetişmiştir.  

Yaşamı tesadüflerden ibaret değildir, sosyal yaşamda yer ve konumunu belirlemiş, inandığı gibi yaşayan bir aydındır.  

Kendine ve çevresine hakim biridir.

“İslam kültüründe “Salih insan” iyi insan yaratır, öz bilincin olgunluğunu yaşayan birisidir.

Akif, kendinden haberli, irade, duygu, bilinç ve amaç sahibi olduğuna inanılan biridir.

Bu çok boyutlu organize bir yaşam Mehmet Akif’’e özgü disipli bir yaşam feldefesidir. Eserleri, tarihi söylem içinde yer almış Akif’in neyi nasıl ve niçin söylediğine tümel plarak bakıldığında1 “ilim-din, iman-mantık, duygu-akıl, hayat-eğitim, sanat-takva, araştırma-düşünme” hep birlikte ve samimiyet içinde yaşanmaktadır.

Bunun için Arapça, Farsça ve Fransızcayı anadili gibi bilecek kadar edip, camide vaiz, kürsüde hatip, mecliste vekildi; onun için mesleği hem baytar hem öğretmendi; onun için hem güreşçi, hem yüzücü hem atletti; onun için kendisine Neyzen Tevfik’ten ney, kızı  Suad’a Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanımdan resim dersleri aldıracak kadar aydın biridir8. Onun için “Bazen beynimden geçenlere kalemim yetişmiyordu” demiştir. Onun için iyi bir müslüman, iyi bir yurttaş ve iyi bir insan olma mücadelesinde, sözü ve eylemi birbiriyle uyum sağlayan her yönüyle gerçek bir entelektüeldir.

Akif’in şortlu resimleri yoktu, ama bu günkü gibi “şortunu tersten giyen” spor adamlarından değildi. Mehmet Akif'in spor yapma amacının şampiyonluklar kazanmak veya madalyalar takmak olmadığını, Türk gençliğine örnek olmaya çalıştığını söyleyebiliriz. Vatanın karış karış işgal edildiği bir dönemde Akif, geleceğe asım’la bakmakta, onunla teselli bulmakta, Asım’ın iradesi ile ülkenin kurtulacağına inanmaktadır. Çünkü ülkenin geleceği iyi yetişmiş bir kuşakla mümkündür2.

İşte bunun için, Mehmet Akif’in eşoftmanlı resmini göremezsiniz, ancak spor etiği, erdemi, idaresi ve disiplini içinde onun izlerini görebilirsiniz.

Son söz yine Mehmet Akif’e bırakacağım “Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın!...”

Kaynaklar:

  1. Kabaklı, A., (1984). Mehmet Akif 5.Baskı, Türk Edebiyatı Vakfı Edebi Eserler Dizisi, İstanbul, 64.
  2. Özdağ, S. Duman, S., (2012). Mehmet Akif Ersoy’un Kişiliği, Sporun Akif’in Kişiliği ve Mısraları Üzerindeki Etkisi, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesei Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Güz, 29, 130-135.
  3. Karabulut, M., (2014). “Kültür Hayatımızda Mehmet Akif Ersoy ve İstiklal Marşı”, Adıyaman Üniversitesi, 12 Mart 2014 tarihli konferans metni,  http://turkoloji.cu.edu.tr/pdf/mustafa_karabulut_mehmet_akif_ve_istiklal_marsi.pdf (Erişim tarihi 11 Ocak 2017).
  4. Pepe, K., (2008). Mehmet Akif Ersoy’da Spor Sevgisi ve gençlik ideali, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi I.Uluslar arası Mehmet Akif Sempozyomu, Bildiriler Kitabı, 19-21 Kasım, 445-478.
  5. Kuntay, M.C.,(1984). Mehmet Akif Ersoy, Hayatı-Seciyesi-Sanatı, Timaş Yayınları, Ankara, 157.
  6. Düzdağ, M.E.(2006). Mehmet Akif Ersoy’un Hayatı ve Eserleri, Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi, ANKARA, 7(73).
  7. Yalçın, E. (2016). “Bir dava Adamı Mehmet Akif Ersoy”, Bir Dava Adamı Mehmet Akif Ersoy 1878-1936, (Ed. Koçak, Yücel) Milli Eğitim Bakanlığı Orta Öğretim Genel Müdürlüğü, Gazi Mesleki Eğitim Merkezi Matbaası, Ankara, 1-5.
  8. Meydan, S. “Mehmet Âkif İstismarı ve Gerçekler...”,  http://guncelmeydan.com/pano/mehmet-akif-istismari-ve-gercekler-sinan-meydan-t33518.html(Erişim tarihi 15 Mart 2017).
                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  3743  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Doç. Dr. Recep Cengiz Cuma, 22 Kasım 2013.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

futbolekonomihakkimizdabanner2

FutbolEkonomi Yıllık Seckisi 2025

esitsizliktanitim

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer
Av. Mustafa Batmaz
Av. Mustafa Batmaz

Kimler Sitede

Şu anda 1346 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 58170758

aksartbmmraporbanner

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1