İyi İnsan Olmak Kolay Değil!
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel Recep Cengiz İyi İnsan Olmak Kolay Değil!

İyi İnsan Olmak Kolay Değil!

imagesECLXFF1T 

Yrd.Doç.Dr.Recep CENGİZ- 23 Şubat 2018 Saldırganlık, sapkın davranışlar ve ilkesiz yaşam günlük yaşantımızda hepimizin bir şekilde maruz kaldığı bir olgudur.

Televizyonu veya gazeteleri açtığımızda gördüğümüz “Karısını öldürdü”, “Komşusunu hastanelik etti”, “Trafikte tartışan iki kişiden biri diğerini bıçakladı”, ’’Komşusunun üç yaşındaki kıza tecavüzde bulundu” gibi başlıklar bize yabancı değil. 

Saldırganlık toplumda hangi gerekli, fakat eksik işlevi yerine getiriyor? Bu insanların sapkınlaştıracak enerji nerede, nasıl birikiyor? Ne oldu bize; öldürülen kadın “Cezalandırılmayı hak eden, kötü biriydi!”, “Beden dersinde eşofman giydi, tahrik oldum!”, “Üç yaşında sevimliydi, cinsel duygularım kabardı!”, “Trafikte yol vermedi, ölmeyi hak etti!”, “Gürültü yaptı, ne yapsaydım!” şeklinde düşünmeye, bambaşka bir toplumda yaşamaya başladık. Bu gün için üzüntü ve öfke, gelecek adına kaygılı bir durumla karşı karşıyayız. 

Bir öğretmenin sapık olması için tek neden; öğrencinin eşoftman giymesi mi? 

Bir babanın sapkın olup, kızına tecavüz etmesi için tek neden karısının hasta olması mı? 

Ağzından salya akan, bir sapığın komşusunun üç yaşındaki kızına tevacüz etmesi için tek neden çocuğun sevimli olması mı? 

Kadına sokakta laf, bisiklete binen kıza el atan; otobüste fortçuluk yapan abaza için tek neden, kadının tayt giymesi mi?  

Bir insanın sapık olması için tek neden; saldırganlığını dışa vuramadığı için kızgınlık hissetmesi; evde, trafikte, okulda, sokakta istediği olmadığında düşmanca duygularla kin beslenmesi mi, hormonal bozukluklar mı, teknolojinin öcü mü, yoksa özendirilen fakat giderilmeyen ihtiyaçlar mı? 

Hiçbir onurlu, kişilikli, şerefli, bilgili veya aklı başında insan için, bu çıkarımları destekleyecek doğrudan bir delil yoktur, olamaz, olmamalıdır.  

İçinde “Allah korkusu”, yüreğinde “merhamet”, yüzünde “meymenet” kalbi “temiz” niyeti “halis” olan hiç kimsenin, bu sapıklıklara “AMA” ile başlama lüksü yoktur. 

Bu durumu “AMA” ile açıklayanın dışa vurulmayan bastırılmış sapıklık ve sapkınlığının var olduğunu bilmek gerekiyor.  

Şimdi oturduğumuz yerden, “asalım”, “keselim”, “hadım edelim” gibi “pratiği kolay içi boş” lafları bir kenara koyup, eğri oturup doğru konuşursak; bu toplumun ahlak sorunu var. 

Bu toplumda, 

- İnançların doğru insanlardan, doğru kaynaktan öğrenmeme sorunu var.  

- Bilgiye ulaşma değil, bilgiyi doğru davranışa dönüştürememe sorunu var.  

- Okumayan, araştırmayan, kendini geliştirmeyen, disiplinsiz öğretmen sorunu var. 

- Duygularını yönetme sorunu var. 

- Akıllı telefon ve internet’i doğru kullanmama sorunu var. 

- Komşusu açken tok yatan, komşusunun ölüsünden dirisinde haberdar olmama sorunu var. 

- Dikkatsiz, kontrolsüz, kuralsız ve saygısız araç kullanma sorunu var. 

- Aldatma ve aldanma sorunu var. 

- Kadının giyinme değil, erkeklerin kontrol sorunu var. 

- Öğrenme değil, öğretememe sorunu var. 

- Her şeyi bilme sorunu var.  

- Yetkiyi kullanma sorunu var. 

- Liyakat sorunu var. 

*** 

Çözüm için eğitim, kültür ve çevre önemli bir değişkense, bu topraklarda Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli yaşamadı mı? 

Çözüm için yönetim önemli bir değişkense, bu toprakları, Fatih’ler, Kanuni’ler, Mustafa Kemal’ler yönetmedi mi?  

Bu vatanın istiklal marşını "Dayak Amentü'ye girdiyse, benim karnım tok," diyen Mehmet Akif, yazmadı mı? 

Bu topraklarda,  

“- Alın hemşerim, fazlasıyla, belki ihtiyacınız vardır. 

- Peki, ama adresinizi verin, nasıl ödeyeceğim bunu size?  

- Ödemenize gerek yok, gün olur sizler de zora düşmüş birisine aynı şeyi yaparsınız kardeşim, O zaman ödeşiriz” diyen insanlar esnaflık yapmadı mı? 

Bu topraklarda, insanlar namusunu komşusuna teslim etmedi mi? 

*** 

Hazreti Ömer ile Yaşlı Kadın meselesini bilmeyen yoktur! 

Kısaca özetleyelim. 

Hazreti Ömer, halife olduktan sonra Medine sokaklarında dolaşmaya başlamış. Uzak bir mahallede geç bir saatte içinde ışık yanan bir çadır görmüş. İçeridekilerin yardıma ihtiyaçları olduğuna karar verip, hal hatır sormak için uğramış. 

Bir de bakmış ki üç çocuk feryat figan ağlamakta. Ateşin başındaki yaşlı bir kadın ise içine taş doldurduğu kazanı karıştırıp durmakta, Hz. Ömer merak edip ne yaptığını sormuş. 

Yaşlı kadın kederle cevap vermiş: 

- Çocuklar aç... Onları yemek yapıyormuş gibi avutuyorum. Uykuları gelince bitkin düşüp ağlamayı kesecek ve uykuya dalacaklar diye umut ediyorum. 

Hz. Ömer sormuş:  

- Peki neden gidip Halife Ömer'e bu durumu bildirmedin? Belki yardımda bulunurdu. Nereden haberi olsun adamın bundan?  

Kadın yanıt vermiş:  

- Eğer Halife Ömer, şehrinde üç yetimin ağladığından habersiz ise o makamda niye oturup durur ki? 

Ey! Bilim insanları, Yöneticiler, Bürokratlar, Eğitimciler, Sosyologlar, Psikologlar, Doktorlar, Mühendisler, Memurlar, İşçiler, Esnaflar, Köylüler, Dindarlar, Ateistler, Milliyetçiler, Sosyalistler, Entellektüeller, Sporcular, Sanatçılar, Şairler, Yazarlar… Önemli olan bir insan olarak bu kaygılar karşısındaki,” insani tutumunuz ve duruşunuz”dur. 

Ey! Manevi değer ve onura sahip insanlar, bu sapkın davranışlar inanç ve değerlerimizi yansıtmıyor.  

Ey! Kişisel ve toplumsal sorumluluğu birbiriyle yakından ilintili insanlar, bu sorunlar saldırgana yuh çekerek, bir iki tweet atarak, idam isteriz diye bağırarak çözülmez.Toplumsal ahlak, başkalarının acıları içinde harekete geçmeyi gerektirir. Bunu tweet’la değil, vicdanla konuşmak gerekiyor.  

“İnsanlığın iki tür ahlakı vardır. Biri, sözünü edip uygulayamadığımız, diğeri de uygulayıp sözünü etmediğimiz.” (Bertrand Russell) 

Çözüm için iyi bir insan, nitelikli bilim insanı, liyakat sahibi yönetici, aydın bir eğitimci, sağlıklı bir aile, hoşgörülü bir sürücü, saygılı bir komşu, etkili bir iletişim, dürüst esnaf, güvenilir bir iş adamı, bilinçli ve ahlaki bakımdan güçlü bir vatandaş olmak gerekiyor. 

Sorunlu değil, sorumlu insan olmamız gerekiyor.  

Var mısınız?    

   

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  3753  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Doç. Dr. Recep Cengiz Cuma, 22 Kasım 2013.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

futbolekonomihakkimizdabanner2

FutbolEkonomi Yıllık Seckisi 2025

esitsizliktanitim

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer
Av. Mustafa Batmaz
Av. Mustafa Batmaz

Kimler Sitede

Şu anda 1099 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 58139727

aksartbmmraporbanner

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1