Recep Cengiz- 9 Mayıs 2019Futbolcuların yeteneklerini sergilediği sahaya bakan mavi gökyüzünde beyaz bulutlar yüzüyordu. Rakip belli, maç sonucu belli değildi...
Hakem orta saha da, ata binmiş bir jokey gibi gözlerinde gizemli, belli belirsiz bir gülümsemeyle topa ve futbolculara bakıyor, tribünlerde grup halinde oturan taraftarlar, maçın sonucunu merak ediyordu.
Maçın başlama saati yaklaşıyordu. Stadyumdaki herşey profesyonelceydi. Taraftarların korografi hazırlıkları, marşlar görülmeye değerdi. Takımlar seromoni için dizildiğinde, sahanın orta noktasındaki top sabit, etrafındaki oyuncuların bazılarının heyecanlı, bazılarının gergin, bazılarının da sinirlioldukları göze çarpıyordu. Yani takımların hedefi şampiyonluk olsa da oyuncuların bazılarının kafası maç öncesinde, bazılarının maçta, bazılarının ise maç sonundaydı. Ama bunları bilmek müsabaka coşkusunu azaltmıyor, tam tersine izleyenlere kaliteli futbol sergilemesini gerekli kılıyordu.
Saha da bir başka görüntü ise gözkapakları ağırlaşmış, kalp atışları yavaşlamış, hangi açıdan bakılırsa bakılsın “adaletini” içine hapsetmiş bir hakemin maçı yönetmesiydi.
Maçın içinde “VAR”a ragmen verdiği karar ve gösterdiği kartlarla, Beşiktaşlı futbolcuların sinir sistemini yıpratan bir hakem duruyordu. Bu görüntü, Türkiye futbol liğinde profesyonel hakemliğe geçilmiş ama bazı hakemlerin profesyonelce maçın önüne geçme alışkanlığından vazgeçmediklerini gösteriyor.
söylersek hakem olabilmemiz için bir bedene sahip olmamız değil, tersine, bedenimizin olabilmesi için bir adalet ve dürüstlük yetilerinin olması gerektiği anlaşılıyor...
Ligin sonunun yaklaştığı haftalarda Bülent Yıldırımı’ın; ağzının kıvrımında tıslayan düdük sesi, risksiz alanda verilen sahte faulleri, oyunun temposunu düşüren vereksiz VAR diyalogları, nerede, ne zaman ve kime gösterildiğinde cinlik kokan sarı kartları, gergin jest ve mimikleriyle birleşen kötü yönetimi, Beşiktaş’ı şampiyonluk yarışının dışında bırakacak kadar ciddi görünüyor.
Ligimizde “hakemleri yönetenler vehakemlere yön verenler” ayrıanlayışta olduğu için hakemlerimiz mehter takımı gibi “iki ileri bir geri” maç yönetiyor. Hakemlerin saha içi ilişkilerinde hâkim kişiliğini kaybedip duygusal ve tutarsız davranışlar sergilemesi, saygı sorunları yaşamasını kaçınılmaz oluyor.
Unutulmamalıdır ki; sahada adil olmak bir hakem kararı değil, hakemin kendisidir.
"Hoşgeldin Bülent Yıldırım. Değişmişsin, ama eskiden daha iyiydin."{jcomments on}