Aylar önce bu sütunlarda Özgener’in budanmadığından her geçen gün yabani bir çalıya dönen futbol yapımızı elinde hassas bir bahçıvan makası ile düzeltebileceğini söylemiştim.
Tribün terörünün hortladığı, kulüp başkanlarının gazeteci dövdüğü, statlarda yaşanan çatışmaların ve artan saha kapatmaların hem kulüplerin hem de Türk sporunun adeta sonunu hazırladığı bu dönemde Özgener, bu konuda tırmanan tehlikelerle yüzleşti. Çözüm üretebilmek için eline makası aldı. Hem de bir lider gibi davrandı, basketbol ve voleybol salonlarında yaşanan sorunları da futbol basınının gündemine getirdi. Sonra da madde madde yapılması gerekenlere yönelik bir “tavsiye raporunu” kamuoyuna sundu. “Bravo” dedim. Bu görüşlerimi kendisine de söyledim.
Peki son bir ayda ve o basın toplantısından sonra neler yaşandı?
Fenerbahçe ve Beşiktaş yönetimleri türbinlerde sorun çıkaran taraftarları cezalandır(t)dı. Yine iki takımın geçen hafta yaşanan mücadelesinde türbinlerdeki futbol teröristleri tespit edildi, özel güvenlik ve polisin işbirliğinde stattan çıkartıldı. Lig Tv sorumlu yayıncılık örneği ile bu sürece katkı sundu. Farklı bir boyutta, Galatasaray yönetimi, basketbol takımında yapılan hatanın cezasını önce kendi kendine kesti ardından Basketbol Federasyonu… (Adnan Polat bana uzun uzun bu durumdan duyduğu üzüntüyü ve komplo teorileri ile bezenmiş ortak akıl tutulmasını anlattı)
Ne değişti de bunlar yaşandı? Sadece irade eksikliği ortadan kalkmaya başladı.
Demek ki esas sorun, mevcut yasada değilmiş, bu zamana kadar onu sahiplenecek ve uygulayacak ve gerektiğinde değiştirecek bir iradenin olmamasında imiş. (İngiltere 20 yılda 9 kez yasa değişikliği yaptı)
Demek ki biz yasa çıktığında “artık pabuç pahalı” demekte haklıymışız. Özgener de “Haydi şimdi yapın bakalım” demekte haklı.
Bu irade eksikliği ve doğru adam meselesi o kadar önemlidir ki.
Rahmetli Hasan Doğan’dan dinlemiştim. İzlediği bir maçta küfürlerden duyduğu rahatsızlıktan dolayı dönemin emniyet müdürü Cerrrah’tan müdahale etmesini ister. Cerrah aldırmaz, ardından Vali Güler’den müdahale yapılmasını ister. O da bir şey yapmayınca stadı terk etmek zorunda kalır.
Taraftar ağlar Muammer Güler’ken, Cerrahi operasyon yapan soruna neşter vuran olmadı. Sonra başka bir emniyet müdürü geldi. Bugün Hüseyin Çapkın tribün bıçkınlarına göz açtırmıyor.
Tabii bir de Özgener’in pasını göğsünde yumuşatıp topu önce Bakanlar Kurulu’na sonra Meclis’e taşıyacak Trabzon’un eski kaptanı bugünün Spor Bakanı Faruk Özak’ın rolünü de unutmayalım..
Uzun ince bir yoldayız..
Neyse ki bahçıvanlar artıyor. Yabani çalılar budanmaya, güller açmaya başladı.