Ömer Gürsoy- 4 Temmuz 2014 “Eğer sana bir diken batmışsa/ Bil ki onu sen dikmişsindir!
Şayet yumuşak ve latif kumaşlar içindeysen
O kumaşı da sen dokumuşsundur.”
Mevlana’nın bu dizilerdeki derin anlamını bir kişide hissetmek ister misiniz?
O zaman size bir soru daha soracağım.
“Futbolu Ağlatan Adam: Hasan Doğan” kitabını okudunuz mu?
Kitapta Doğan’ın nakış gibi işlediği hayatının satırbaşlarının yanında, satır aralarında yerel değerlere bağlı kalarak evrensel rekabeti kovalamasını buluyoruz. Doğan’ın hayat hikayesini okurken bir Türk müteşebbisinin Ramsey gibi bir dünya markasını yaratmasının tarihini öğreniyoruz.. Kastamonu’nun Abana ilçesinden çıkmış bir Anadolu insanının A Milli Takımımızın Avrupa üçüncülüğünde eşiyle birlikte tüm halkımızın sevgisine mazhar oluşunun hikayesini de..
Kitapta, Doğan’ın sosyal sorumluluk projelerine verdiği önemden tek satır bahsedilmemişken kitabın tüm geliri Bedensel Engelliler Spor Federasyonu’na bağışlanmış. Neden dersiniz? Bu boşluğu da ben doldurayım:
2008 yılını ilk dönemlerinde yeni Başkan seçilmiş Hasan Doğan kimseye haber vermeden Ankara’ya gelir ve benden ilk defa ve 5 saati aşkın bir süre boyunca TFF olarak engelli futbolu konusunda yaptıklarımızı dinler. Doğan bu projelerden o kadar etkinlemiş olacak ki, Fransız spor gazetesi L’Equipe’e verdiği röportajda şunları söyler:
“Futbolun sosyal yanını da geliştirmek lazım. Bunun yolu da görme, işitme engellilere, sokak çocuklarına futbolu aşılamaktan geçiyor.”
Doğan iki kere Ankara’ya geldi ve ampute futbolcularla gösteri maçları yaptı. Sincan’daki çocuk yuvasındaki mini futbol sahasının açılışında o dev gibi cüsseli adamın yüreğindeki çocuğu gördüm.Bakan Başesgioğlu’nun penaltılarında kaleye geçecek çocuk ararken “durunben kaleye geçerim” diyen tek yetişkinde O’ydu.
Vefatının ardından Hasan Doğan Ampute Futbol Turnuvası yaptık. Oğlu Selim’e Doğan’ın engellilerle yaptığı maçların fotoğrafları olan bir albümü vermiştim. Bu sefer oğlu bu turnuvada babasının yerine geçmiş ve ampute futbolcularla gösteri maçı yapıyordu.
Bu konuyu yazdığımı söylediğimde Selim Doğan bana şu mesajı atmış, “O’nun adının böyle güzel yazılarda anılması ve hatırlatılması en büyük mutluluğumuz. Eline ve yüreğine sağlık.”
Bazen insanların yazgısı, büyük ve unutulmaz işler yapmak üzere yazılmıştır. Kadere inanan ama kaderci olmayan Hasan Doğan, yazgısının izinde giderek, Mevlana’nın dediği gibi hiçbir dikene batmadan, kendi yumuşak ve latif kumaşını dokudu. Başta engelliler olmak üzere tüm spor camiasının saygısı ve gözyaşlarıyla uğurlandı.
Asıl senin eline ve yüreğine sağlık Hasan Doğan.
(Bu yazıyı Rahmetli Hasan Doğan'ın vefatından 2 yıl sonra yazmıştım. Kadere bakın ki, bir zamanlar TFF'de baba Doğanla çalışırken bugün oğlu Selimle birlikte yine TFF'de engelli futbolun gelişmesi için çalışıyoruz.)
NOT: Rahmetli Hasan Doğan'ın vefatının 6.yılında 5 Temmuz Cumartesi günü 19.45'te kabri başında duayla anıldıktan sonra 20.48'de Topkapı/Yenikapı Mevlevihanesinde dua ve yemekli program gerçekleşecektir.{jcomments on}