Ömer Gürsoy-13 Temmuz 2014Ne zaman bir spor tesisinin temel atma veya açılış törenini görsem aklıma hemenPauloCoelho’nunşu satırları gelir:
“Töre metinlerinden birine göre, her insan yaşamda iki yoldan birini seçebilir: inşa etmek ya da toprağı ekmek. İnşa etmeyi seçenlerin işi yıllarca sürebilir, ama günün birinde yaptıkları inşaat biter. O zaman kendilerini kendi ördükleri duvarların içine hapsettiklerini görürler. İnşaat durunca yaşam anlamını yitirir. Diğerleri ise toprağı ekerler. Fırtınalara, mevsimlerin getirdiği bütün çetin koşullara göğüs gererler ve hemen hemen hiç dinlenmezler. Ama yapının tersine bahçenin gelişip büyümesi hiç bitmez. Bahçe, bahçıvanın sürekli ilgisini, dikkatini, bakımını gerektirirken bir yandan da yaşamını büyük bir serüvene dönüştürür.”
Özerklik sürecinden bu yana geçen 26 yıl boyunca Futbol Federasyonu’nda görev alan tüm başkan ve yönetim kurulu üyelerinin birinci derecedeki hedefi Milli takımlar için kamp merkezi yapmaktı.Yıl 1990. ŞenesErzik Başkan. Adnan Polat Dış İlişkiler üyesi.Derwall de başkan danışmanı. ŞenesBey her ikisine görev verdi, “gidin Riva’yı inceleyin”. Arsa tahsisleri yapıldı ve tohumlar o zaman atıldı.Ogün bugün tüm Federasyon Başkanları'nın rüyası bu tesisi yapmaktı.
Geçtiğimiz hafta Başbakan Erdoğan'ın katılımıyla Federasyon Başkanı YıldırımDemirören’den tüm çalışanlarına kadar büyük bir özveri ve çalışmayla sonuçlanan mükemmel bir tesis zarafetle hazırlanmış bir törenle hizmete girdi.
Başbakan Erdoğan’ın konuşmasında belirttiği gibi; 12 yılda Türk sporuna milyarlarca liralık çok büyük tesisler yapıldı. Başbakan buna karşın Türk sporunda hedeflenen ve adeta “Godot’yu bekler gibi” bir belirsizlik ve öngörüsüzlük içinde beklenensportif başarıların bir türlü gelmemesinden duyduğu rahatsızlığını Beckettvarişekilde ifade etti.
Bunun temelinde yatan da işte Coelho’nun sözlerinde gizli; “Sadece inşaata yoğunlaşanlar bir gün gelir kendi ördükleri duvarların içine hapsolurlar.”
Demirören sanki Coelho’nun sözlerini işiterek bu tesislerin içine hapsolmamak için Türk futbolunun en büyük çiftçisini; Fatih Terim’i futbolcu tohumunu ekmek üzere sahaya sürdü.. Terim ve ekibi, üst düzey yarışmacı futbolcuları eşi hiçbir ülkede olmayan bu tesislerde yetiştirecek, geliştirecek. İlk hedef Erdoğan’ın işaret ettiği gibi Avrupa Şampiyonası’na katılmak ve finale kalmak. Terimbu yolda ilerlerken her türlü fırtınaya, çetin koşullara göğüs gererek, hiç dinlenmeden, tıpkı bir çiftçi gibi yol almak zorunda…
Bir düşünürün dediği gibi;“Tohumlar yola düşerse, kuşlar onları yer. Tohumlar taşlara düşerse, büyümezler. Tohumlar iyi bir toprağa düşerse, ürün verirler. Tohumlar sadece iyi topraklarda verimlidir.
Demirören en güzel tesisleri inşa ederek tohumları iyi bir toprağa serpiştirdi ve usta bir çiftçiye teslim etti.Şimdi sıra usta çiftçinin maharetlerini göstermesinde..{jcomments on}