Yıl 2001. ‘12 Dev Adam’ fırtına gibi esiyor. Finalin eşiğine dayanmışız. Athena’nın “her zaman yanındayız, yalnız bırakmayacağız” şarkısı herkesin ağzında ama benim de içinde bulunduğum Basketbol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyelerini bir dert almış gidiyor. O zamanlar özerk olmayan ve sadece kamunun desteği ile ayakta duran Basketbol Federasyonu’nun Başkanı Turgay Demirel’in açıkladığı prim bütçeyi bir hayli sarsacak boyutta idi.
Tüm ülke millilerin etrafında kenetlenmişti kenetlenmesine de parayı kim verecekti? Hem de ülke tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birini yaşıyordu.
Böyle bir süreçte aklıma “kampanya yapalım” önerisi geldi. Yapalım ama nasıl olacaktı? Çiçeği burnunda TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na ulaştım. Bir saat içerisinde kampanya havuzuna ilk katkıyı o sundu. Hani, tulumbaya ilk suyu koyarsanız su ile hava boşluğunu alırsınız, sonrasında suyu çekmeye başlarsınız ya. İşte Rifat Başkan’ın tulumbaya koyduğu ilk su da bu kampanyanın başarılı olmasını sağladı.
Geçen hafta kaleme aldığım “Spor ve İşsizlik” başlıklı yazıma Rifat Başkan’dan bir mektup gelince bu anıyı hatırladım.
Rifat Başkan’ın mektubunun bir bölümünü sizinle paylaşmak istiyorum:
“Türk iş dünyasını ve büyük camiamızı temsil yetki ve sorumluluğuyla dile getirdiğimiz hususları değerlendirme biçiminiz ve şahsımla ilgili kaleme aldığınız nazik ifadeleriniz ile yaptığınız analizinizde, sizinle aynı kulvarda buluşmuş olmaktan memnuniyet duydum.
Türk iş dünyası olarak öteden beri yönetişim bütünlüğü içerisinde yaklaşıyor… etkin bir ulusal istihdam stratejisinin hayata geçirilebileceğine inanıyoruz. TOBB’a ve faaliyetlerimize göstermiş olduğunuz ilgi ve düşüncelerinizi kamuoyu ile paylaşarak bizlere verdiğiniz güç, destek ve motivasyon için teşekkür ediyor, yaptığınız değerlendirmelerin, ülkemizin geleceği açısından mantıklı çıkış yolları arayanlar için yol gösterici olmasını diliyorum.”
Bu motivasyon ve çözüm arayışı karşılıklı.
Futboldan başka bir şeyi gözü görmeyen spor dünyasında, akıntıya karşı kulaç atıp bu tür konuları işleyen kişilere gelen bu tür teşekkür telefonları, mektuplar, zaman zaman düştüğümüz karamsarlıkta bizleri motive eden bir tulumba suyu oluyor.
İşte sporun istihdamı konusunda çarpıcı rakamlar:
Geçtiğimiz günlerde bir vesile ile Spor Bakanı’nı ziyaret etmiştim. Bakan Özak, 2011 Erzurum Üniversite Kış Olimpiyatları için 500 milyon, Trabzon 2011 için de 150 milyon dolar harcayacaklarını ifade etti.Binlerce sporcu ülkemize gelecek bu şampiyonalar için.Bu görüşmede anladım ki, doğru projeler geldiğinde Özak para musluğunu sonuna kadar açacak. Ah bir de sivil toplum örgütlerini ve ülkenin önde gelen işadamlarını bu işe katabilse..
Sporun istihdam boyutu öyle birkaç cümle ya da bir iki köşe yazısı ile ele alınabilecek bir konu değil. Ara ara tulumbanın koluna asılarak, bu büyük potansiyel ile bu konuda neler yapılması gerektiğinden bahsetmeye devam edeceğim.