Geçen haftaki yazımdan sonra gelen tepkilerden Türk futbolunda havada uçuşan iddialar konusuna bir kez daha değinme ihtiyacı duydum.
Yazımın çıktığı gün İzmir’e giderken uçakta yanımda oturan kişinin Habertürk’ün spor sayfalarını okuduğunu gördüm. Benim yazımı da okuduktan sonra nasıl bulduğunu sordum. Yurt dışında da mesleki çalışmalar yapmış olduğunu öğrendiğim Psikiyatr Doç.Dr. Mehmet Hakan Türkçapar kâğıda tek bir kelime yazdı ve bana uzattı.
“Lütfen bunu araştırın, spor yorumcularının psikolojik altyapısının izlerini burada bulabilirsiniz” dedi ve ekledi “Türklerin Avrupalılardan en büyük farkı kuşkucu olmalarıdır.”
Önce kuşkudan başlayalım. Merly Streep’in oynadığı Şüphe filmini izlediniz mi? Hakkında şüpheler duyulan peder vaazına şöyle başlar: “Emin olmadığınızda ne yaparsınız? Bugünkü vaazın konusu bu. Şüpheye de gerçek gibi sıkıca sarılabilir insan.” Daha sonra bir hikâye anlatır. Dedikodu yapan bir kadına rahip şunu der: “Çatıya bir yastık çıkar, onu bıçakla yar ve sonra bana dön.” Kadın söyleneni yapıp Peder’e “Yastığın içindeki tüyler her yöne uçuştu” der. Peder, “Şimdi geri gidip rüzgârla dağılan tüylerin hepsini toplamanı istiyorum.” “Ama” der kadın “Bunu yapamam. Nereye gittiklerini bilmiyorum. Rüzgâr onları her yöne savurdu.” “İşte” der Peder “bu dedikodudur.”
Şimdi gelelim psikiyatristin minik kağıda yazdığı tek kelimeye: histrionik.
Bir hayli araştırdım, tipik özellikleri şöyle imiş: Kendilerini çekici, etkileyici görürler ve ilgiyi hakettiklerine inanırlar. Başkalarını ilgi ve muhabbetlerini çekebildikleri sürece olumlu değerlendirirler. Kendileri grubun odağı, ötekiler ilgiyle izleyen seyirci durumunda olmak kaydıyla diğer insanlarla kuvvetli ilişkiler kurarlar. Dikkat çekme isteği, renkli ve gösterişli giyinme, olayları büyütme ve dramatize etme, abartılı duygusal tepkiler ve mimik hareketlerinde bulunurlar. Duyguları, düşünceleri ve inançları sık sık değişir. Konuşmalarında çoğu zaman dramatik vurgular yaparlar. Stres altında gerçeği değerlendiremezler. Hayal güçleri oldukça yüksektir. Ve yaratıcı düşünürler. Kaprislidirler. Kolay tahrik olurlar. Engellenmeye, reddedilmeye ve düş kırıklığına gelemezler. Öfkeli olduklarında bunu bir insanın cezalandırılması için yeterli sebep olarak görürler.Kaygısız ve çok bilmiş davranırlar. Üzgünseler bu ağlamaları için yeterli sebeptir. Hayal kırıklığı veya ümitsizliklerini dramatize ederek gösterirler. İnsanları kendine bağlamak için dramatizasyon ve gösterilere başvururlar. İşbirliğini sağlamak için huysuzluk nöbeti çıkarabilirler.
Yoru(m)cularımızın genel tavır ve davranışlarını bu yazdıklarım ile bir arada değerlendirin, ne kadarı uyuyor ne kadarı uymuyor artık siz karar sizin.
Bir yandan Türk futboluna çıta atlatacak 2016 adaylığı için Başbakanıyla, Spor Bakanıyla, Federasyon Başkanı koşturup dururken, onlar ise yaktılar dedikodu kazanının altını, aldılar ellerine bıçaklarını, parçaladılar bir sürü yastığı.
Kafamızda onlarca şüphe..
ve şüpheye gerçek diye sarılan milyonlar..
Türk futbolunda tüyler uçuşuyor, toplayabilene aşk olsun.