Ömer Gürsoy- 18 Ocak 2013 Geçtiğimiz günlerde bir kamu kurumuna gittim. Sohbet oradan buradan spora dönünce öğrendim ki olimpiyat şampiyonlarına dahi destek veren ve bünyesinde spor kulübü olan bu kuruma Sayıştay 500 bin lira “zimmet” çıkarmış. Yani “mevzuatın gereği sporu destekleyemezsin o parayı kendi cebinden ödeyeceksin” demiş. Özerk kurumlar için bile durum böyleymiş.
Geçtiğimiz haftalarda yeni yüksek öğretim yasasının spor körlüğü üzerine bir yazı kaleme almıştım. YÖK yasa tasarısında spor kelimesi kelimesi kaç defa geçiyor biliyor musunuz? Sadece 1 kere. 30 yıl sonra bir yasa değişirken başarılı sporcuların yüksek öğretimde nasıl teşvik edileceği, branş seçme, spor bursu gibi konularda üniversitelerin ne tür imkanları olabileceğine dair bir yasal altyapı yok. Üniversitelerin kendi bünyelerinde sporu teşvik edecek finansal imkanları geliştirebilmesine olanak sunacak bir yasal yol veriş yok.
İçten içe, “sportif sağlıklı vücutlara gerek yok, sağlam kafa boynun ucunda bulunur” mu diyoruz! yoksa “öyle çıtayı fazla yükseltmeye gerek yok, üniversitelerde spor, spor olsun diye yapılsın” mı diyoruz!
Şu an büyük umutlar duyduğumuz yüzücümüz Ediz Yıldırımer niçin Amerika’da, bunu hiç düşündük mü? Hem okuyor hem de antrenmanlarını üniversitede yapıyor da ondan.
Mevcut diğer kamu kurumlarının mevzuatlarına göre yardım yaparsan zimmet de çıkıyor.
İyi de “parasız pulsuz bu iş nasıl olacak?” diye kimse sormuyor.
Gelelim bir diğer konuya, devlet vatandaşına diyor ki, “Para biriktir, har vurup harman savurma, ak akçe kara gün içindir.”Devlet vatandaşına diyor ki, “birikim sigortası yap buraya ayırdığın 100 liranın 25 lirasını ben vereyim, 10-15 yıl sonra da birikimlerinin faydasını gör.” Peki, aynı devlet iş spora geldiğinde 2023 yılında 10 milyon lisanslı sporcu yetiştirme hedefi için kime ne birikim imkanı sunuyor? Bugün hiçbir branşta çocuklarımız para ödemeden spor yapamıyorlar.. Futbol okulları, basketbol okulları, tenis okulları hepsi paralı..Hele ki teniste 9-10 yaş çocuklar için aylık ödenen rakamlar asgari ücret seviyesinde.
Konu tenise gelmişken, 1905 yılından beri yapılan ‘Avustralya Açık’, bir kez daha ‘Türkiye’ye Kapalı..’ Avustralya 44, Fransa 40 , İtalya 21, Almanya 31, Çek Cumhuriyeti 20, Romanya 12,Kazakistan 9, Bosna 4 tenisçi ile katıldığı turnuvadan bizde ise başta sadece Marsel ile Çağla katıldı. Onlarda son eleme turlarında yenilerek ana tabloya kalamadılar..
Günlerdir YÖK yasasını, Çalışma yasasını tartışıyoruz. Bizim ülkemiz için de artık dört başı mamur bir spor yasası hazırlamanın zamanı geldi. Çocuğu, genci, eğitim-spor ikileminden, sporu desteksiz kurak ikliminden kurtaracak reformları içinde barındıran…{jcomments on}