İZMİR ALSANCAK -İSTANBUL İNÖNÜ STADYUMLARI VE KENT BELLEĞİ İLİŞKİSİ ÜZERİNE
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel Ahmet TALİMCİLER İZMİR ALSANCAK -İSTANBUL İNÖNÜ STADYUMLARI VE KENT BELLEĞİ İLİŞKİSİ ÜZERİNE

İZMİR ALSANCAK -İSTANBUL İNÖNÜ STADYUMLARI VE KENT BELLEĞİ İLİŞKİSİ ÜZERİNE

Ahmet Talimciler- 26 Haziran 2012 Futbol, insana ve insanlığa ait değerleri bünyesinde barındırdığı ve dünyanın en kitlesel spor dalı olduğu için, her zaman üzerinde konuşulmayı, araştırılmayı ve yorumlanmayı hak etmektedir.


Adeta hayatın yoğunlaştırılmış bir hali gibi görünen bu oyunda,  insanlar yaşamları içinde adını koyamadıkları pek çok şeyin yansımasını bulmaktadırlar. Futbol, oynanan oyunun ötesinde pek çok şeyle ilintilendirilen ve anlamlandırılan bir oyun halini almıştır. Futbol,  insanoğluna bir oyun olmanın ötesinde eğlence, iktidar, güç, üzüntü, sevinç, ulusal onur ve hepsinden de öte kendi kimliklerini,  kendilerini bulabildikleri bir dünyanın anahtarını sunmaktadır. Bir oyun olmanın ötesinde futbol, toplumsal yaşam içerisinde bir ‘minyatür’ model olarak işlev görmekte ve onun üzerinden toplumsal yaşama bir takım rol ve değer transferleri gerçekleştirilmektedir. Futbol, günümüzde sadece varolan statükonun korunmasına katkı sağlamamakta fakat aynı zamanda yeni dönemin ekonomik değerlerinin geniş kitlelere ulaştırılması ve benimsetilmesinde de etkili bir ajan konumunda bulunmaktadır. Günümüzde futbol bir iletişim sistemi ve dili oluşturmanın yanı sıra beraberinde futbolla birlikte hareket eden bir takım mekanizma ve kurumları da yaratmaktadır. Bu çerçevede futbol tartışılır iken neo-liberal ekonomi anlayışının ve dünya görüşünün de meşrulaştırıldığı bir zeminden söz etmemiz gerektiğini unutmamalıyız. Yeni futbol anlayışı ve düzenine getirilecek olan eleştiriler bir anlamda var olan ekonomik düzen ve politikalara getirilecek eleştiriler olarak da okunabilir, futbol üzerinden meşrulaştırılan değerlerle, sanayi-ekonomi üzerinden meşrulaştırılan değerlerin paralel olduğunu görebiliriz.

Kentlerin oyunu olarak adlandırabileceğimiz futbolun ekonomik yapısında yaşanan büyük dönüşümler sonrasında hayatın her alanında olduğu gibi, stadyumların da yıkılıp yerine çok amaçlı ve daha fazla para kazandırabilecek yapıların inşa edilmesi süreci ülkemizde de iştah kabartmaya başlamıştır. Bu açıdan iki önemli örnek üzerinde durmak istiyorum. Bunlardan ilki İstanbul İnönü Stadyumudur, bu stadyumun Beşiktaş kulübü tarafından yıkılıp yerine daha fazla taraftarın gelebileceği! Öngörülen yeni bir stadyum yapılması projesi ne yazık ki geçtiğimiz günlerde kabul edildi. Oysa dünyanın belki de en orijinal stadyumlarından birisi olan ve ülkemizin futbolu/sporu açısından tarihi bir değeri olan bu yapının elden geldiğince korunması, gelecek kuşaklara aktarılması; daha fazla taraftarın geleceği beklenilen bir stadyumdan çok daha kıymetli ve önem taşımaktaydı. Liberal anlayışın ‘yıkalım yerine yenisini yapalım’ mantığının uzandığı bir diğer örneğim ise İzmir Alsancak Stadyumudur. İzmir’in olduğu kadar Türk futbol tarihinin en köklü yapılarından birisi olan bu stadyumun yıkılıp yerine iş merkezi dikilmesi anlayışı da yine aynı kafanın ürünüdür. Dikkat edin bu zihniyet ülke içerisinde ne kadar tarihi ve kentlerin belleği açısından önem taşıyan yer varsa hepsi için benzer projeler üretme içerisinde bulunmaktadır. Futbol sahaları toplumsal yaşamın bir minyatürü olarak, sadece maç günlerinde değil hayatın her anında yaşayan ve hayatımıza dair anıların saklı tutulduğu mekanlardır. Her şeyi paraya tahvil etmeye çalışan zihniyet açısından anılarımızın, belleğimizin ve belki de kimliğimizin hiç ama hiçbir önemi olmaya bilir. Ancak içinde yaşadığı kenti her haliyle soluyan ve o kente sahip çıkmak isteyen bireyler açısından İstanbul İnönü ve İzmir Alsancak Stadyumları mutlaka ama mutlaka korunup gelecek kuşaklara aktarılması gereken mekanlardır.

            İstanbul İnönü Stadyumu yıllarca Türk futbolunun unutulmaz maçlarına ve taraftarların çekişmelerine sahne olmasının yanı sıra bulunduğu konum itibariyle dünyada bir eşi daha bulunmayan bir stadyumdur. Stadyumun denizin hemen yanı başında tarihsel mekanlarla iç içe bir konumda bulunuyor olması, bu yapının önemini bir kat daha arttırmaktadır. Ayrıca bu stadyum Türk futbol tarihine adını altın harflerle yazdırmış pek çok futbolcumuzun izlerini taşıması açısından da büyük önem taşımaktadır. Bizde tarihe değer vermemenin belki de en güzel göstergelerinden birisi,  bu stadyumun açılış karşılaşmasında ilk golü atan kişinin yıllarca Beşiktaş kulübünün başkanlığını yapan Süleyman Seba olması ve kendisi hayatta iken Beşiktaş kulübünün bu stadyumu daha fazla seyirci gelsin diyerek yıkmak istemesidir.

            İzmir Alsancak Stadyumu açısından olayı biraz daha ayrıntılı olarak inceleyecek olursak, bu yapı 1971 yılında devreye giren Atatürk Stadyumuna kadar İzmir’in en önemli futbol mabedidir. Bu yapının bulunduğu alan üzerinde daha önce de futbol oynanmış olması İzmir futbol tarihi açısından önemini bir kat daha arttırmaktadır. İzmir kentinin belleğinde Alsancak Stadyumunda oynanan karşılaşmaların büyük bir yeri vardır. Kentleri diğer yerleşim mekanlarından ayıran en önemli özelliklerinden biri yaşanan değişimlere rağmen kendi yapısını muhafaza edebilme özelliği sayesinde gelecek kuşaklarla buluşabilme becerisidir. Kentin belleği içinde stadyumlar özellikle Avrupa’da büyük bir yer tutarlar. Biz de her ne kadar bu yer, onlar da olduğu kadar büyük olmasa da, yine de önemsenmeyi hak etmektedir. Kulübünüzün bütün simge isimlerinin top koşturduğu, ter döktüğü, acıyı, kederi ve aynı zamanda şampiyonluk sevincini yaşadığı bu mekanın ortadan kaldırılma isteği sadece basit bir yıkım olarak algılanmamalıdır. Bu aynı zamanda hepimizin belleğindeki önemli bir simgenin ortadan kaldırılma girişimidir. Ne yazık ki bu girişimler özellikle 1980 sonrası ortaya çıkan neo-liberal anlayışın etkisi ile gün be gün daha fazla kendisini göstermeye devam etmektedir. Tarihi bir okulun, caminin, evin yıkılma istemi gibi stadyumların da ortadan kaldırılıp yerlerine alış veriş merkezleri dikilmesi istemi aslında aynı zihniyetin farklı biçimlerde tezahüründen başka bir şey değildir.

            Bizi biz yapan değer yargılarının ve belleğimizin unutulmaz yapı taşlarını ortadan kaldırmaya çalışan zihniyete karşı futbol alanında da yapabileceğimiz pek çok şey bulunmaktadır. İnönü ve Alsancak Stadyumlarının yıkılmak istenmesine karşı hepimiz karşı durmalı ve değerlerimizi korumalıyız. İzmir futbolunun(Türk futbolunun da) önde gelen isimlerinin formasını ıslattığı isimlerden sadece bir kısmını sıralamak bile listenin ne kadar büyük olduğunu ortaya koyacaktır: Sait Altınordu-Vahap Özaltay-Fuat Göztepe-Lemi Yerli-Metin Oktay-Ogün Altıparmak-Cengiz Kocatoros-Fevzi Zemzem-Nevzat Güzelırmak-Gürsel Aksel-Mustafa Denizli-Turgay Meto-Bülent Buda-Arif Kocabıyık-Metin Göktürk-İsmail Demiriz-Levent Eriş-Alpay Özalan-Rıza Tuyuran. Bu liste içerisinde İzmir’in tüm takımları için önemli futbolcuların yer aldığını rahatlıkla görebiliriz. Bu açıdan Alsancak Stadyumu tüm İzmir kulüpleri açısından tarihsel ve manevi değeri olan bir mekandır ve bu mekanın korunması için tüm kulüp taraftarlarına büyük bir görev düşmektedir. 

ALSANCAK STADYUMU İÇİN YÜRÜYÜŞ

         Geçtiğimiz hafta İzmir’deki farklı takıma mensup olmalarına karşın bir amaç için yürüyen taraftar kitlesinin talepleri medyaya yansıdı. İlginçtir Karşıyaka takımı taraftarları hariç her takıma mensup taraftar grubu bu eylem içerisinde yer alarak güç birliği içerisinde bulundular. Yaşanan süreci önce Karşıyaka açısından ele alalım; Karşıyakalı taraftarlar açısından Alsancak stadyumu bir nevi deplasman olarak görüldüğü için yapılan eyleme katılmadıklarını söyleyenler oldu. Ancak bu görüşten ziyade asıl üzerinde durulması gereken nokta, İzmir’deki tüm taraftar kitlesinde ve yönetimlerinde olduğu gibi Karşıyakalı taraftarlarda ve yönetiminde aynı kafa karışıklığı söz konusuydu. Herkes kendi lehine olan düzenlemeler üzerinde kafa yormakta ve işine geldiği gibi tavır takınmakta. Oysa böylesi bir anlayış sonucunda İzmir kenti ve bu kentin futbol takımları ile onları destekleyen taraftarları her daim kaybetmektedirler. Karşıyakalılar nasıl olsa kendilerine Örnekköy’de bir stadyum yapılacağı düşüncesi ile Alsancak stadyumu gibi kendi tarihlerinin de önemli bir parçasını oluşturan belleğin yok edilmesine göz yummaktalar.

            Aslında durum diğerleri açısından da pek parlak değil, örneğin Göztepe taraftarlarının bir kısmı için asıl önemli olan yer Gürsel Aksel stadyumu ve buranın ellerinden alınmaması düşüncesidir. Oysa Alsancak stadyumu efsane Göztepe takımının gerçeğinin yaratıldığı yerdir ve bu yerin yok edilmesiyle o efsaneye dair anılar da yok edilecektir. Stadyumların birer ruhu olduğunu ve yıllar boyunca takımların ve ona eşlik eden taraftarların kendilerinde ondan birer parça buldukları gerçeğini göz ardı ediyoruz. Oysa ki yıkılan tarihi yapılar gibi stadyumların yıkımı da aslında bizim bir parçamızın bizden alınması/gasp edilmesi anlamına geliyor. Aklımızı başımıza toplamaz ve bir arada güç birliği oluşturmazsak Atatürk, Gürsel Aksel ve Karşıyaka Stadyumları da iştahları kabartacak birer rant alanı olarak sırada elimizden alınacakları günü bekliyor olacaklar.

            Stadyumların kentin dışına daha rahat ulaşım olanakları çerçevesinde inşa edilme süreci ve bu sürecin kamuoyunu ikna amacıyla kullanılmasının arkasında yukarıda sıraladığım her biri birer tarihi değer olan stadyumların rant mekanizmasına kurban edilmesidir. Takım farkı gözetmeksizin stadyumlarımıza ve kentimize sahip çıkalım aksi takdirde bizlere daha modern diye sunulan ruhsuz ve belleksiz  stadyumlarda kendimizi kandırmaya devam edeceğiz. {jcomments on}

 

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  5461  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Prof. Dr. Ahmet Talimciler Perşembe, 25 Kasım 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

futbolekonomihakkimizdabanner2

FutbolEkonomi Yıllık Seckisi 2025

esitsizliktanitim

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer
Av. Mustafa Batmaz
Av. Mustafa Batmaz

Kimler Sitede

Şu anda 940 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 58104565

aksartbmmraporbanner

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1