Futbol Fena Halde Hayata Benzer!
Bizi Takip Edin Futbol ekonomisi facebookta futbol ekonomisi twitterde
x
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Genel Ahmet TALİMCİLER Futbol Fena Halde Hayata Benzer!

Futbol Fena Halde Hayata Benzer!

5794d588a181494db0a83ecd740325b7

Ahmet Talimciler- 6 Eylül 2022 Bu satırları yazmama neden olan olay pazar gecesi Ankaragücü ile Beşiktaş takımları arasında yaşanan karşılaşmanın bitiminde yaşandı. 

 Bundan tam yirmi iki yıl önce vizyona girmiş olan yönetmenliğini Serdar Akar'ın yaptığı Dar Alanda Kısa Paslaşmalar filminin son sahnesinde mahallenin çocuklarına idman yaptıran Suat (Erkan Can) şu sözlerle olan biteni anlatı verir:

"Hayat, futbola fena halde benzer. Futbol, şahsi beceri gerektirir. Değişmez o da ayrı konu. Ama aynı zamanda da toplu oynanan yani insanların bir takım halinde oynadığı bir oyundur. Hayat da böyle değil mi? İstediğin kadar yetenekli ol, iyi bir takımın yoksa mantarlarsın…Hayat fena halde futbola benzer."

Başlıkta sorduğum sorunun yanıtı evet gerçekten de hayat, futbola benziyor ama öte yandan futbol da hayata benziyor. Bir başka ifadeyle özellikle bu topraklarda futbolu seyrettiğiniz her an aynı zamanda hayatlarımızın içinde yer alan pek çok noktayı da yeniden ve yeniden izlemek durumunda kalıyorsunuz. Bu satırları yazmama neden olan olay pazar gecesi Ankaragücü ile Beşiktaş takımları arasında yaşanan karşılaşmanın bitiminde yaşandı. Yıllardır yazmaktan ve konuşmaktan ben sıkıldım ama olanlar sonrasında kamuoyunun önünde değerlendirme yapması gerekenler, aynı cümleleri kurmaktan ve olan bitenleri 'normalleştirmekten' sıkılmadılar!

Önce çok kısa bir biçimde maç bitiminde neler olduğunu aktaralım ve buradan hayatımızla bağlantıyı kuralım. Maçın içerisinde sürekli gidip gelmeler yaşanıyor ve 1-0 geriden gelen Beşiktaş takımının 3-2 maçı kazanması sonrasında orta yuvarlakta hakemin etrafındaki futbolcuların arkasından gelen bir Ankaragücü taraftarının attığı uçan tekme ile Beşiktaş futbolcusu Salih Uçan, yığılıp kalırken bir diğer Beşiktaş futbolcusu Josef de Souza, saldırganı tuttuğu -Josef bu hareket sonrası kırmızı kart görüyor- gibi etkisiz hale getiriyor. Ortalık karışıyor, sahanın içinde ve yedek kulübelerinde gerginlik sonrasında bu kez maç sonu açıklamaları ile yaşananların suçlusu olarak Beşiktaş'ın genç futbolcusu Oğuzhan Akgün ile ilgili olarak hem Ankaragücü teknik direktörü hem de başkanı açıklamada bulunuyor. Ardından Beşiktaş yöneticisi de hem bu durumla ilgili yanıt veriyor hem de Josef de Souza'ya gösterilen kırmızı kartın iptali için federasyona başvuracaklarını söylüyor.

Kuralların sürekli olarak eğilip büküldüğü bir ülkede yaşadığımız için toplumsal hayatın içerisinde her defasında kurallara uyanlar değil uymayanlar kazançlı çıkıyorlar. Bu öylesine iliklerimize işlemiş bir durum ki ister vergilerin ödenmesinde ister cezaların tahsil edilmesinde isterse de imar aflarında her seferinde yeniden ve yeniden karşımıza çıkmaya devam ediyor. Futbola geldiğimiz de ise 6222 sayılı yasa ile şiddet ve düzensizliğin önlenmesi adı altında bir yaptırıma sahibiz. Öte yandan bu kanunun taraftarların dışında kimseye uygulandığını da görmüş değiliz. Uygulama konusunda ise her defasında bilinen söylemlere başvurulmak suretiyle durumun belirsizleştirilmeye çalışıldığı gerçeğini ise yeniden bilgilerinize sunuyorum. Chelsea ile Tottenham arasında oynanan karşılaşmada Heun Min Son'a yönelik ırkçı hareket eden kişinin kombine bileti ömür boyu men edildi. Çözümün yolları açık buna karşın bizdeki uygulamalarda istenilenin çözüm olmadığı da açık. Tek sorun bunu açık yüreklilikle ortaya koyamıyor oluşumuz! Şiddetin kapaklarını ardına kadar açan bir anlayışa sahibiz ve ister futbol da isterse de toplumsal hayatın kendisinde her defasında aynı noktalarda dönüp durmaya bu yüzden de devam ediyoruz. Kanun karşısında herkesin eşit olduğu söyleminin ötesine geçerek eylemde de eşitliği sağlayamadığımız sürece bu durum böyle olmayı sürdürecek.

Tabii bir de üzerinde durmamız gereken çok önemli bir husus daha var: yaşananlara yönelik bahaneler üretme anlayışımızı hiç ama hiç terk etmiyor oluşumuz. Bu ise yaşanan bütün olaylar sonrasında 'ama, fakat, lakin, tamam da şöyle de oldu, şu kişi de şunu yaptı vb.' cümleler ile yaşananlar karşısındaki haklılığımızı kanıtlama girişimlerimizin sonsuz seçenekler ile taçlandırılmakta olduğunu ortaya koymaktadır. Yani bir başka ifadeyle aslında bütün bu olup bitenlerin gerçek müsebbipleri biz değiliz onlardır, algısını yaratabilmek için suçu bir başkasına atma anlayışımız hemen devreye giriverir. Bu ülkedeki kadın cinayetleri ile ilgili yaratılan algıda o çok bilindik cümleleri bu vesile ile bir daha hatırlayalım: gece geç vakitte tek başına sokaktaydı, mini etek giymişti, kahkaha atıyordu, vb. Yaşadıklarımızın ve yaşattıklarımızın asıl sorumlularının kendimiz olduğu noktasına bir türlü gelemediğimiz müddetçe toplumsal hayatımızın diğer bütün alanlarında olduğu gibi futbolda da bahaneler üretmek ve günah keçisi yaratma anlayışı değişmeyecektir.

Futbol sahalarımızda yaşanan şiddetin arka planında yatan bir diğer önemli husus ise sürekli olarak mukayese yapmak suretiyle kendine yapılanlarla rakiplerine yapılanlar arasında bir ilişki kurma düşüncesi yatmaktadır. Bu öylesine garip bir ruh halidir ki aslında yine toplumsal düşüncelerimizin köklerindeki kendine demokratlık anlayışının ete kemiğe bürünme anlarıdır. Her taraftar grubu kendine yapılanları bir diğeri üzerinden temize çekmeye ve ayar vermeye hazırdır. Keşke bütün bunları yaparken biraz da aynada kendisine bakmayı becerebilse ve kendini de eleştirebilme erdemine haiz olabilse. Hiç bitmeyen ergenlik hali ile hareket eden yurttaşlar ülkesinde bütün iş kolları nasıl alınganlıktan bir adım öteye gidemiyorlarsa taraftar grupları da o ölçüde alıngan ve haklı olmayı becerdikleri ölçüde büyük olduklarını zannediyorlar. Oysa gerçek büyüklüğün kupalarla, şampiyonluklarla ve başarılarla süslü olmadığını bir türlü kavrayamıyorlar. Büyüklük, niceliğin çok ötesinde olan sayılarla ölçülemeyecek kadar anlamlı ve bir o kadar da karmaşık bir durumun karşılığıdır. Bunun için sadece almak yetmez aynı zamanda vermeniz de gereklidir.

Cemaatimsi yapıların tam olarak ortadan kalkmadığı bunun yanı sıra bireysellik temelli toplumsal birlikteliklerin de bir türlü kendilerini var kılamadıkları bir ülkede, futbolun fena halde hayata benzemesi kaçınılmazdır. Çünkü futbol, böylesi bir dünyada bizlere olduğundan çok daha farklı dünyaların kapılarını açmak yerine var olan dünyamızın içindeki kökleşmiş sorunlarımızın kapaklarını ardına kadar açmaya yaramaktadır. Bu yüzden de ülkemizde futbol daha önce de belirtmiş olduğum gibi en az futboldur.

Futbola dair konuştuklarımız aslında futbolun değil toplumsal hayatımızın yansımalarıdır ve bu yüzden de çözüm yollarına dair konuşmamız gerekenler de yine orada yer almaktadırlar. Bu ülkenin futbol sahalarındaki şiddete dair laf edenlerin öncelikle içinde yaşadıkları toplumsal hayatın şiddet üreten dinamiklerine bakmaları ve orada nasıl bir anlayışın kamuoyuna zerk edilmekte olduğunu ortaya koymaları gerekmektedir. Eğer sürekli olarak ister toplumsal hayatın içerisinde isterse de futbol sahalarında yaşananları birtakım bahaneler üzerinden açıklama yoluna gidiyorsanız orada asıl derdinizin şiddeti çözmek değil şiddet üzerinden var olan yapıyı aynen korumak olduğu gerçeği yatmaktadır. Herkesin kendi haklılığına inanması başka bir şeydir kendi inandıklarını diğerlerine dayatmaya kalkması bambaşka bir durumdur. Eğer bir ülkede adaletin herkesi tartmadığı düşüncesi hâkim hale dönüşüyorsa, adaletin tecelli edebilmesi amacıyla herkes kendi gücünü test etme yoluna gidecektir. Gücü gücüne yetenin haklı ve muzaffer olduğu bir yerde ise adalet mekanizmasında da hakkaniyet düşüncesi yok olmaya mahkûmdur.

Hayatın fena halde futbola benzemesi aslında futbolun içerisinde tıpkı hayatın kendisinde olduğu gibi rekabeti, çekişmeyi ve kuralları barındırıyor olmasındandır. Yoksa daha güçlü olanın mutlak surette diğerini alt etme düşüncesini içerdiği için futbolu bu kadar çok sevmiyoruz. Sürprizleri ve olasılıkları bünyesinde barındırabildiği için futbola değer veriyoruz.

Futbolu, futbol olmaktan çıkardığınız her noktada hayatın içerisindeki olasılıklardan da biraz daha fazla uzaklaşmaya ve renkli dünyalarımızı renksizliğe mahkûm etmiş oluyoruz. Kötü yönetim şiddettir diyordu rahmetli dostum Cem Can, hayatta da futbolda da kötü yönetimler şiddetin önünü ardına kadar açmak suretiyle hem hayatlarımızı hem de futbolu içinden çıkılmaz bir kaosun içerisine atıyorlar.{jcomments on}

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  52  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Ahmet Talimciler Perşembe, 25 Kasım 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

finansal-futbol-anim-1

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

Spor Endexi

03/10/2022

Kapanış Günlük
Değişim %
  BİST 100

3,392,13

6,67

 bjk BJKAS

5,39

-1,46

 fb FENER

52,05

-2,16

 gs GSRAY

5,44

-3,55

 trabzon TSPOR

4,51

2,97

   SPOR ENDEKSİ

1.477,84

-1,24

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 32531098

SÜPER LİG 2022-2023 SEZONU

  

 

 Sıra TAKIMLAR 0 G B M A Y AV  
Başakşehir  7   5  2   0  11  10    17 
2 Adana Demir  8   5  1 16   7 

17

3 Konyaspor  8  5 2 2 7 17
4 Galatasaray  8   5  4 17
5 Trabzonspor  8 5 1  2  13  11 2 16
6 Beşiktaş  8  4   1 16   10    6   15 
7

Fenerbahçe 

 7  2  20  6   14 14 
8 Kayserispor  8   0

10   3  12 
9 Kasımpaşa 8  0 15  -7 12 
10

Gaziantep

 8   2 13  11  11
11 Alanyaspor

11 

16  -5  9
12 Giresunspor 9 -3     8 
13 İstanbulspor 11  -5   8
14 Karagümrük  7  3  12   -3     6  
15 Antalyaspor 7 14  -6  6
16 Ankaragücü  7  1   13  -6 4
17 Sivasspor 8 13  -7   4  
18 Hatayspor  7  1 11   -7 4
19 Ümraniyespor 8 2 11  -6    2  

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

2022 Deluitte Raporu

 

2022-deloitte football review


Deloitte Sports Grup’un Avrupa Futbol Finansmanına ilişkin 31. kez düzenlediği yıllık futbol finans raporuna göre, Avrupa futbol pazarı bir önceki yıla göre %10 büyüyerek 27.6 Milyar Euro büyüklüğe ulaştı. Rapora ulaşmak için tıklayınız.

 


 

2021-Money-league-Raporu

 

Yirmidördüncü Deloitte Money League raporuna göre Barcelona'nın 715.1 Milyon Euro'luk geliriyle ilk sırada yer aldığı, tamamı merkez lig kulüplerinden oluşan ve bir önceki yıla göre gelirleri %12 azalan Para Ligi raporunu okumak için tıklayınız

 


 

 

annual report 202021 photo

 

Avrupa Futbolunun patronu UEFA’nın gelirleri 5.7 Milyar Euro’ya Ulaştı. Raporu okumak için tıklayınız.

 

 


    

191112 Aktifbank Ekolig

 

Türk futbolunun gelirlerinin ve ekonomik görünümünün mercek altına alındığı Futbol Ekonomi Raporu – EkoLig'in dördüncü sayısı yayınlandı. Süper Lig’in 2017-2018 sezonu sonunda 3,2 milyar TL olan geliri, 2018-19 sezonunda 4,2 milyar TL’na ulaştı. Bkz.

 

 

master bm report lowres

 

The European Club Footballing Landscape 2022


UEFA'nın Avrupa Lulüp futboluna ilişkin 13, kez yayınladığı, Covid-19'un etkilerinin de analiz edildiği raporu okumak için Bkz.


 

 Eko spor 1

“Ekospor’un aylık bültenlerinden haberdar olmak için tıklayınız”

 

Süper lig Marka değeri araştırma

''Taraftar Algısına Göre Türkiye Süper Ligi Marka Değerini Etkileyen Faktörlerin ve Marka Değeri Boyutlarının Değerlendirilmesi'' Prof. Dr. Musa PINAR öncülüğünde yapılan bu araştırmayı okumak için tıklayınız.

 

 

the-european-elite-2019

KPMG Avrupa’nın 32 Elit Kulübünün değerlemesini yaptı. Süper Lig’den Galatasaray ve Beşiktaş’ın da bulunduğu bu raporda en değerli kulüp 3.2 Milyar Euroluk değeriyle Real Madrid oldu. Raporu okumak için tıklayınız.
 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için tıklayınız

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.