Kimseye Etmem Şikayet Ağlarım Ben Halime
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel Ahmet TALİMCİLER Kimseye Etmem Şikayet Ağlarım Ben Halime

Kimseye Etmem Şikayet Ağlarım Ben Halime

Ahmet Talimciler- 22 Mayıs 2013 Fenerbahçe ile Galatasaray arasında oynanan son süper lig karşılaşmasının hemen ardından tüm ülke bir Fenerbahçeli bir taraftarın üzerinde tuttuğu takımın forması olduğu için cinayete kurban gitmesiyle sarsıldı.

Bazı köşe yazarları her geçen yıl yükselen futbol sahalarındaki şiddet dalgasının oluşmasında herkesin büyük katkısı bulunduğunu anlatabilmek amacıyla Sezen Aksu’nun ünlü şarkı sözlerini kullandılar: Masum Değiliz Hiçbirimiz! Gerçekten de futbol sahalarındaki şiddet söz konusu olduğunda futbolun aktörleri arasında belki de en masum olanları, masumiyetleri uğruna can veren taraftarlardır. Bu ülkede futbol sahalarındaki şiddet en çok gerçek futbolseverleri ezmektedir ve ne yazık ki bu mekanların güvenliği adı altında yapılan bütün düzenlemeler de yine onların sırtlarına yüklenmektedir. Kimsenin samimi olmadığı bir ortamda oynanmaya çalışılan futbolu bu ülkede kimlerin sevdiği ve neden sevdiği de giderek daha tartışmalı bir hal almaya başlamıştır. Şiddetin kendisinin de dilinin de egemen olduğu bir toplumsal ortamda, ötekini temsil eden taraftarların/takımların yaşama şansı giderek ortadan kaldırılıyor. El birliğiyle bu duruma çanak tutuyor ve ardından neden böyle oluyor soruları ile kendimizi kandırmaya devam ediyoruz. Önceden yapılabilecekleri yapmak yerine durumu gidişata bırakan kültürel yapının futboldaki uzantısı özellikle şiddetin ardından yeniden güçleniyor ve aklımız başımıza gelinceye kadar atı alan Üsküdar’ı geçmiş oluyor.

Futbolun oyun olmaktan çıkartılarak bir ‘iş’ konumuna yükseltilmesinin ardından futbol sahalarında yaşanan şiddetin dozajı da yükselmeye başlamıştır. Toplumsal değerlerde yaşanan dönüşüm sonrasında kazanma ve başarma kültürünün hakim kılındığı bir anlayış futbol sahalarına da egemen olmuştur. Taraftarlar bu süreç içerisinde oyuna daha fazla müdahil olmak isteklerini her vesileyle göstermeye çalışıyorlar. Spor kültürümüzün olmaması ve bunun yanında bir futbol kültürü de geliştirememiş olmamız bugün geldiğimiz noktada futbol sahalarında yaşanan şiddet hareketlerinin artmasında etkili olmuştur. Başarıya endekslenen ve ne olursa olsun kazanalım mantığı ile hayata bakan bir zihniyet spor sahalarında yaşanan güzelliklerle ilgilenmemekte sadece kendi takımının başarısını istemektedir. Bu gerçekleşmediği takdirde de şiddete başvurmaktan kaçınmamaktadır. Yönetime muhalif isimlerin, yönetim aleyhine çeşitli sloganların atılması için başvurdukları kesim yine taraftar temsilcileri olmaktadır. Profesyonelleşen ve markalaşan futbolun tribün boyutundaki liderleri ile kulüp yönetimleri arasındaki bağların güçlenmesi ve yeni mikro iktidar odaklarının kurulması üzerinde dikkatle durulması gereken bir yapılanma arz etmektedir. Futbol sahalarında yaşanan şiddetin arkasında toplumsal yaşama ait değer yargılarının ve ideolojilerin olduğu gerçeğinden hareket etmek suretiyle mücadele stratejilerimizi geliştirmeliyiz. Yaşananlar karşısında geçmişten örnekler vermenin ve nostalji duygularını kabartmanın bir faydası olmayacaktır. Başka bir dönem içinde yaşamakta olduğumuz ve bu dönemin kendine has bir takım özellikleri, kendi bünyesinde bulundurmakta olduğu gerçeğini kabul etmek ve ona göre hareket etmek zorundayız. Sporu hayatımıza ne kadar çok sokabilir ve yaygınlaştırabilirsek o ölçüde kendi farklılıklarımızı ve çeşitliliklerimizi de görebiliriz. Spor yapmaktan çok spor izlemenin ön plana geçirildiği bir toplumsal iklimde, insanların spor sahalarında olan bitenlerin anlamına yönelik yaklaşımlarında da değişimler meydana gelecektir.

Türkiye’de futbol sahasındaki şiddetin arkasında gündelik hayatın içerisinde yaşanan şiddet pratikleri yer almaktadır. Şiddeti sadece yaşanan olaylar olarak düşünmemeliyiz, şiddeti nasıl gördüğümüz yaşanan olayları engellemeden, değerlendirmeye kadar bir dizi yaklaşımı da etkilemektedir. Wieviorka’ya göre şiddet; kendini ifade etme olanağı bulamayan öznenin kendini anlatma biçimidir. Bu anlatma biçimi fiziksel şiddet uygulayarak karşısındaki insanı yaralama hatta öldürmeye kadar varabilmekte ya da sözel şiddete başvurarak aşağılama, psikolojik yönden yıkama uğratma biçiminde gerçekleşebilmektedir. Türkiye’de gündelik hayat pratiklerinin her iki şiddet türünü de fazlasıyla kullandığını ve hayatın her alanını kapsayan şiddet fenomeninin daha küçük yaşlardan itibaren hepimizi tehdit ettiğini sık sık gazetelerde/televizyonlarda yayınlanan haberlerle öğrenmekteyiz.

Ne olursa olsun kazanma anlayışının benimsendiği bir toplumsal yapıda, bunu güç kullanarak halleden delikanlı kültürünün temsilcileri televizyonlarda oynayan diziler aracılığı ile gençlere ‘rol modeli’ olarak gösterilmektedirler. Delikanlılığın toplumsal hayat içerisinde yayılmasında hukuk ve adalet sisteminde yaşanan sıkıntıları, güç ve kaba kuvvet yoluyla çözmeyi tercih eden anlayışın etkisi kadar, bu yapının meşrulaşmasına imkan tanıyan devlet erkinin de rolü bulunmaktadır. Giderek daha fazla güç ve para merkezli bir gençlik profilini ön plana çıkartan toplumsal yapının arkasından şiddetin görünür hale gelebildiği üstelik kimlik boyutuyla kendileri gibi olan kitlelere eklemlenebildiği futbol taraftarlığı açısından durum aslında son derece net bir biçimde ortada durmaktadır. Tabloyu iyi okuyabilmenin yolu ise gençlerin ilgi ve beklentilerini yakalamaktan ve onların geleceğe yönelik beklentilerinin neler olduğunun bilinmesinden geçecektir. Futbol ve futbol sahalarında yaşananlar aslında olayın görünen yada başka bir deyişle görünmesine müsaade edilen boyutudur. Asıl gerçeklik için daha derinlere inmek ve olan biteni yakalamak gerekmektedir. Bu yapılmadığı müddetçe de, çıkartılan yada çıkartılacak yasalarla futbol sahalarındaki şiddetin önüne geçilemez!!!

Başarıya ulaşmak için her yol mubahtır mantığını kendisine düstur olarak alan kitle açısından kazanmak en önemli ve en temel amaç haline dönüşmüştür. Bu hedefe ulaşmak için şiddet kullanmaktan kaçınmamak, futbol sahalarında çok bilinen bir sloganda kendisini ele vermektedir: “Vur, Kır, Parçala, Bu Maçı Kazan”. Kendileri tribünlerde rakip takımı ve hakemleri baskı altına alırken, sokaklarda da rakip takım taraftarları benzer bir korkutma ediminden paylarına düşeni fazlasıyla almaktadırlar. Taraftarlar için kulüp yöneticilerinin de gerektiğinde masaya vurmak suretiyle kulüplerinin haklarını korumaları, federasyona şok baskınlar yapmaları, rakiplerini aşağılamaktan kaçınmamaları istendik davranış türlerindendir. Bütün bunların sonunda taraftarlar için de çok bilindik bir Sezen Aksu şarkısı yaşananları anlatabilmek için imdadımıza yetişmektedir: “Ne Kavgam Bitti Ne Sevdam”.

Türkiye’de futbol sahalarında ortaya çıkan şiddetin çözümsüz bir hal almasında en büyük etken bu yapının aktörlerinin hiç birisinin gerçekten samimi olmamalarıdır. Bir başka deyişle kimsenin bu işin çözülmesini gerçekten istememesidir. Şiddet dilinin egemen olduğu bir toplumsal yapıda, sorunların çözülmesinin yegane aracı yine şiddetin devreye sokulması olacaktır. Başarıya odaklanan kitlelerin gözünde şiddet meşru olarak görülmeye başlandıkça ahlak devre dışı bırakılmakta ve toplumsal hayata ne yazık ki bu modeli ön plana çıkartan kişiler örnek olmaya başlamaktadır. Son dönemde yaşadığımız tartışmalarda öne çıkan futbolun figürlerini bir de bu gözle düşündüğünüzde örneğin tercüman Samet’e kameraların gözü önünde mobing yapan Aziz Yıldırım’ı, en son ceza aldığı karşılaşmada kendinden geçerek, kameralara vurmaya kadar giden Fatih Terim’i nereye yerleştirmeliyiz. Örneklerimi sanat dünyasından İbrahim Tatlıses’e ya da siyaset dünyasından Mehmet Ağar’a kadar uzattığımda gücü öne çıkartan figürlerin rol modeli olduğu bir yapının bizi karşıladığı gerçeği ile karşı karşıya kalırız. Bu rol modellerinin yaptıkları ellerinde bulundurdukları gücün de etkisi ile ‘normal’ ve ‘istendik’ olarak görülürken, onlardan etkilenen sokaktaki çocukların yaptıklarını ‘anormal’ ve ‘istenmedik’ davranışlar şeklinde nitelemek haksızlık olacaktır. Çıkarttığımız ‘şiddet yasalarının’ ısrarla sadece o çocukları kapsaması ve onlara yönelik olarak ısrarla daha şiddetli hale dönüştürülmesi ise futbol sahalarındaki şiddeti ortadan kaldır(a)mayacaktır! Gerçekten çözmek istiyorsak toplumsal yaşantımız kadar futbol dünyamız için de başka bir dili dolaşıma sokmamız gerekiyor. Aksi takdirde futbol sahalarında her geçen gün daha fazla birbirini ötekileştirmeye başlayan ve şiddeti kendini ifade etme biçimi haline dönüştüren genç taraftarların çıkarttığı olayların ardından(başka ölüm ve yaralanmalarla birlikte) hep birlikte Sarkis Efendinin o unutulmaz şarkısını her seferinde bir başımıza söylemek zorunda kalırız: “Kimseye Etmem Şikayet, Ağlarım Ben Halime”.{jcomments on}

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  5420  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Prof. Dr. Ahmet Talimciler Perşembe, 25 Kasım 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

futbolekonomihakkimizdabanner2

FutbolEkonomi Yıllık Seckisi 2025

esitsizliktanitim

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer
Av. Mustafa Batmaz
Av. Mustafa Batmaz

Kimler Sitede

Şu anda 1022 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 58088433

aksartbmmraporbanner

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1