Doç.Dr.Ahmet Talimciler- Son yılların en sıkıcı buna karşın en az gergin dünya derbisini! geride bıraktık.
Maç sonunda futbolcuların önceki yılların aksine sarmaş dolaş bir görüntü vermeleri ve forma değiş tokuşu yapmaları dikkat çekiciydi. Her ne kadar bu durum maçı tiraj ve rating kaygıları ile izleyen kesimler açısından sıkıntı verici olsa da, uzun yıllardır görmeye hasret kaldığımız görüntüleri tekrar spor kamuoyuna hatırlatmış oldu.
Saha içindeki dostluğun tribünlerde karşılığının benzer şekilde karşılığını bulduğunu ise ne yazık ki söyleyemiyoruz. Fenerbahçe taraftarları bu karşılaşmada yapmış oldukları kötü tezahürat nedeniyle takımlarının bir sezonda üçüncü kez Profesyonel Futbol Disiplin Kuruluna sevk edilmelerine yol açtılar. Rakip takım taraftarlarının olmadığı ve takımınızın on dört yıldır ezeli rakibine karşı kaybetmediği bir ortamda bile böylesi bir sonucun yaratılması üzerinde durmalıyız. Çünkü futbolu futbol gibi yaşamayı ve futbol üzerinden birbirimize karşı olan öfkelerimizi nasıl ve nereye yerleştirebileceğimiz bir türlü beceremiyoruz. En küçük bir davranıştan büyük anlamlar çıkartma konusunda müthiş maharetli bir milletiz vesselam. Ancak bunları yaparken futbolun hayata dair bir oyun olduğunu ve futbol üzerinden birbirimizi daha iyi anlayabileceğimiz gerçeğini sürekli olarak ıskalıyoruz. Keşke bu kadarla kalsak, giderek son yıllarda futbol üzerinden yarattığımız gerçekliklerle birbirimize olan düşmanlıklarımızı ve nefretimizi arttırıyor, bölünüyoruz.
Bu haftaya dair bir parantez de geçen yıl Final Four turnuvasının finalinde sahaya pet şişe atmak suretiyle şampiyonluğu elleriyle rakibine teslim eden Karşıyaka Spor Kulübünün taraftarlarına açmalıyız. Çünkü onlar yaşadıklarından bir türlü ders çıkart(a)mamışlar.
Çarşamba gecesi ULEB Eurocup mücadelesinde İsrail ekibi aleyhine tezahüratlarda bulunan ve sahaya çakı atan taraftarların maçın sonuna doğru şarap şişesi atmak suretiyle maçı kendi aralarında kavga ile noktalamaları, bu ülkede taraftarların bir bölümünün her nedense bir türlü uslanmadıklarını gösteriyor. Stadyumlar ve spor salonları toplumsal ruh halinin yansıtıldığı alanlardır ve buralarda göstermiş olduğumuz davranışların aslında içinde yaşadığımız toplumdakilerden çok da farklı olmadıklarını anladığımız zaman, sporun hayatın neden önemli bir göstereni olduğunu da anlayabileceğiz. Hatta anlamakla kalmayacak rekabet, oyun, mücadele gibi kavramların gündelik hayatımızı da şekillendiren değerler olarak korunması ve kollanması gerektiğini öğreneceğiz. Ne yazık ki bu doğrultuda önümüzde daha kat etmemiz gereken çok yol var!
Türkiye’de futbol basınının yüz aklarından birisi olan sevgili Doğan Koloğlu’na Allahtan Rahmet, yakınlarına baş sağlığı dilerim.{jcomments on}