Doç.Dr.Ahmet Talimciler- 16 Aralık 2013 Türkiye’nin 1980 sonrası yaşadığı hızlı değişim süreci futbolu da etkiledi ve futbolun toplumsal hayatımız içerisinde işgal ettiği yer her geçen yıl biraz daha arttı.
Özerklik sonrası futbol federasyonunun gelirlerinde yaşanan artış, ülke içindeki futbolun daha kaliteli ve izlenilebilir hale gelmesine ne yazık ki harcanmadı! Futbol federasyonu son dönemde ‘marka değeri’ adı altında bir takım uygulamalara ve düzenlemelere girişti. Ancak bütün imaj çalışmalarının geldiği nokta Salı gecesi Türkiye’nin en modern stadyumlarından birisi olarak gösterilen Türk Telekom Arena Ali Sami Yen Spor Kompleksinde çamura saplanıverdi. Tarafların birbirini suçlamaları ülke içinde alışık olduğumuz ve her ne hikmetse bir türlü sonucun alınmayacağı bir durumdur! Buna karşılık imajdan söz edenlerin dikkatlerini dünyaya rezil olmak düşüncesi yerine ülke insanlarına en sağlıklı koşullarda futbol izleyebilme haklarına çevirmeleri gerekiyor. Kış koşullarına uygun olan bir bilemediniz iki stadyumumuz var buna karşılık geri kalan bütün stadyumlarımız tam anlamıyla Allaha emanet bir yapı arz ediyorlar. Futbolcularına milyonlarca liralık yatırım yapan anlı şanlı kulüplerimizin içinde bulunduğumuz teknoloji çağında kolaylıkla halledilebilecek organizasyonları hayata geçirmemeleri ve her şeyi devletten beklemeleri de işin bir başka boyutudur.
Durum sadece zeminin kötülüğünden ibaret değil elbette işin bir de tribün boyutu var ki, orada vaziyet ne yazık ki çok daha feci. Söz konusu olan son derece ilkel koşullar içerisinde maç seyretmek zorunda bırakılan ve adeta hapishane gibi inşa edilen yapıların içerisine saatler önce tıkılan taraftarlar/insanlar. Futbolumuz değişti, Avrupa ile başa baş mücadele edebilecek hale geldi! Ancak ne yazık ki bu oyunun en önemli aktörü olan taraftarlara olan bakışımız bir türlü değişmedi/geliş(e)medi. Avrupalı olma konusunda mangalda kül bırakmayan kulüplerimizin, taraftarlarını tribünlerde adeta donmaya terk etmeleri üzerinde dikkatle durmalıyız. Çünkü bir taraftan müşteri konumuna yükseltmek istediğiniz ve takımları için para harcamasını istediğiniz bir kitle var. Öte yandan ise kulüpler olarak sizler üzerlerinize düşen yükümlülükleri yerine getirmiyorsunuz. Avrupa’nın en pahalı üçüncü ligi olan Spor Toto Süper Liginin neden bu kadar az sayıda insan tarafından izlendiği sorusuna biraz da stadyuma gitmeyi göze alamayan insanları, nasıl oraya çekebiliriz noktasından yaklaşarak aşabiliriz. Marka değerini yüceltenler önce insan anlayışını devreye sokmalı ve stadyumlarımızı bir an önce insani bir atmosferde maç seyredebilecek mekanlara dönüştürmelidirler. Aksi takdirde önümüzdeki yıllarda stadyuma gelen bu kitleleri de çok ama çok aramak zorunda kalacaklardır.{jcomments on}