Sporumuzun Halleri: Taş- Özerklik-Protesto
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel Ahmet TALİMCİLER Sporumuzun Halleri: Taş- Özerklik-Protesto

Sporumuzun Halleri: Taş- Özerklik-Protesto

tuzlatas-640

Ahmet Talimciler- 19 Aralık 2015 Tuzlaspor ile Fenerbahçe arasında oynanan kupa mücadelesinde sahanın dışından içine gönderilen kaya parçaları ile başlayalım.

Stadyumun dışında hangi akla hizmetle bir insan eline geçirdiği taşı içeriye doğru fırlatır. Böylesi bir eylemde bulunmak için ‘normal’ diyebileceğimiz akli melekelere sahip olmamak gerekir ancak bu ülkede pek çok şeyin aynı kategoride yer alabildiğini gördüğünüzde, söz konusu durum da normalleşebilmektedir. Taammüden yapılan bu tarz davranışlar sonrasında aynı tepkileri vermeyi sürdürdüğümüzü de belirtmeliyim: Yine ucuz atlattık, Allah korudu, Verilmiş sadakası varmış vb. gibi ifadeler hemen imdadımıza yetişmektedir. Taşı atan kişinin kendisini tıpkı içinde yaşadığı ülkedeki milyonlarca vatandaş gibi görmekte oluşu, asıl sıkıntı kaynağımızı oluşturmaktadır. Çünkü bu zihniyet sayesinde toplumsal hayatımızın her alanında yaşadığımız sorunlarla yüzleşememekte ve daha sağlıklı bir toplumsal iklim oluşturamamaktayız.

 

Pazartesi gecesi ezeli rakibine yenilen Galatasaray’ın taraftarlarının yaşadıkları gelişmeleri protesto etmek amacıyla Florya’daki tesislere gitmeleri anlaşılır bir durumdur. Ancak protesto eylemini gerçekleştirirken haber yapmak amacıyla orada bulunan kameramanlar ile muhabirleri tokatlamak ve onlara tacizde bulunmak hiçbir biçimde mazur gösterilemeyecek bir davranıştır. Yaptıklarını taraftarlık zanneden ve bunun üzerinden kendi kahramanlık öykülerini oluşturabileceklerini umanlar çok ama çok yanılıyorlar. Tıpkı sahanın dışından içine taş atarak orada futbol oynamaya çalışan bir oyuncuyu kafasından yaralayan anlayış gibi. Şiddetin, öfkenin ve nefretin her geçen gün biraz daha iliklerimize işlediği bir ülkede güç kullanmak suretiyle kendilerini temize çıkarabileceklerini zannediyorlar. Oysa şiddetin kapaklarının açıldığı bir iklimden her kesimin fazlasıyla üzerine düşeni alacağının ve bu ortamın hepimizin üzerinden silindir gibi geçebileceğinin farkında bile değiller. Spor sahalarında da yeni bir dili hayata geçirmenin koşullarını oluşturmak zorundayız ve burada farklılıklar temelinde bir birliktelik kurmakla işe başlamalıyız. Herkesin kendi takımının haklılığı üzerinde pozisyon aldığı bir spor kültürü ile bir araya gelemeyiz, birlikte maç seyredemeyiz. Passolig sonrasında bize vaat edilen sağlıklı stadyum iklimi sahi ne oldu? Neden hala ezeli rakipler birlikte maç seyredemiyorlar? Açılan davaların gerekçeli kararları sonrasında Passolig denilen garabetin yarattığı ortam nasıl düzelecek? Bu ve benzeri soruları arttırabilirim ancak bildiğim burada da büyük kafa karışıklıklarının olduğu ve kimsenin samimi olarak çözümün bir parçası olmaya yanaşmadığıdır. Bu konuda başka bir tribün mümkün anlayışına vurguda bulunan Taraftar Hakları Derneğini bu eleştirilerimin dışında tutuyorum.

Sporda özerkliğin tartışıldığı bir haftayı geride bırakıyoruz ki bu konunun asıl tartışması gereken mecra, her nedense hiç ama hiç üzerine alınmıyor. Spor yöneticiliği bölümlerinden tık çıkmıyor! Nasıl bir yönetim modeli olmalı, yaşadıklarımız nelerdir? Ne gibi sorunlar içermektedir? Devlet endeksli bir spor bilimleri ve özerk federasyon modelinin bizi getirdiği yer, matematikteki ‘olmayana ergi’ metodudur. Yani bir şeyin ne olmadığını ispat ederek, olana varmaya çalışmak. Ortada hiçbir zaman gerçek anlamda var olmayan bir özerklik modeli söz konusudur tıpkı ülkede spor alanında yaşanan gelişmeler konusunda görüş bildirmekten imtina eden spor bilimcileri olduğu gibi. Her şeyiyle devlete göbekten bağlı bir organizasyon modelinin adı özerklik olarak nitelendirilemez. Seksen milyona yaklaşan ülke nüfusunun bütün lisanslı sporcu şişirmelerine rağmen yerinde saydığını ve ülkede spor yapılmadığını hepimiz gayet iyi biliyoruz. Özerk federasyonlara bakanlık tarafından nasıl talimatlar gönderiliyor, nasıl eleman alınıyor ve mülakatlarda hangi sorular belirleyici oluyor? Verilecek olan yanıtların ülkemiz gerçeğini yansıtmakta olduğunu ve kişilere dayalı bir sistemin adının özerklik olmadığını söyleyerek bitirelim. {jcomments on}

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  3469  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Prof. Dr. Ahmet Talimciler Perşembe, 25 Kasım 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

futbolekonomihakkimizdabanner2

FutbolEkonomi Yıllık Seckisi 2025

esitsizliktanitim

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer
Av. Mustafa Batmaz
Av. Mustafa Batmaz

Kimler Sitede

Şu anda 1209 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 58185300

aksartbmmraporbanner

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1