Kazanan ve Kaybedenler
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel Ahmet TALİMCİLER Kazanan ve Kaybedenler

Kazanan ve Kaybedenler

-formalari-giyince-her-sey-degisiyor--6487282

Ahmet Talimciler- 11 Ocak 2016 Profesyonelleşme süreci, sportif etkinliklerin bir oyun olma özelliğinden çıkartıp, ekonomik düzeyde işleyen bir alana dönüştürmüştür.

 

Bunun sonucunda ise, kapitalist düzenin değerleri spor alanında egemen olmuş ve sporu biçimlendirmeye başlamıştır. Kazanma kültürü ve başarı elde etme arzusu her türlü sportif değerin önüne geçmiştir. Sporun sürekli olarak şimdi de gerçekleşiyor olması ve onu takip edenlere, her müsabaka için bir ‘yeni’(yeni bir oyun- yeni bir heyecan hatta yeni bir hayat) sunuyor olması, bu alana yönelik müdahalelerin ve aşırı ilginin nedenlerinden sadece birisidir.

 

Yeni dönemin en büyük özelliği, hayatın her alanını kâr amaçlı bir biçimde yeniden düzenlemesi ve medya dolayımıyla onu metalaştırmasıdır. Bu süreçte özellikle görsellik son derece önemlidir. Televizyon, gündelik yaşama ait değer ve rol kalıplarının oluşturulmasında, geniş kitlelere aktarılmasında ve korunmasında etkili olmaktadır.

 

Endüstrileşen futbol, televizyonun elinde yeni bir biçime sokulmakta ve gerçekliğinden uzaklaştırılmak suretiyle taraftarlar üzerindeki etkisi farklı biçimlerde yeniden üretilmektedir. Bu anlayışın gelecekteki yansımaları önce Devler Ligi münasebetiyle şimdi de 4 Büyükler Salon Futbol Turnuvasıyla dolaşıma sokulmaya başlandı bile. Türkiye gibi liglerin adeta bir ‘kısır döngü’ içerisinde sürüp gittiği ülkeler açısından, televizyonun ortaya attığı bu formül heyecan verici olmasının yanı sıra futbol alanındaki gerçekliğe daha fazla dokunabilmeye olanak sağlayabiliyor. Canlı yayın ve yorumlarla desteklenen ve görüntünün gücünün, ekran başındakileri avucunun içine aldığı program formatı ile bu uygulamalar aslında Türkiye’deki popüler kültür formu olarak futbolun, kültür endüstrisi içerisinde önümüzdeki dönem içinde nerede duracağının ipuçlarını sunuyor. Taraftarların daha önceden yakından tanıdığı isimlerden kurulu ekiplerin mücadelesinde, daha önce Erman Toroğlu düdük çalmıştı ve saha içindeki ağırlığı çok daha fazlaydı. Yeni organizasyonda eski ünlü hakemlerin yer almaması bu açıdan bir eksiklik olarak görülebilir. Futbolun, oynanmaktan izlenmeye doğru değiştiği bir ülkede, oyunun show boyutunu ön plana çıkartan 4 büyükler salon futbol turnuvası gibi bir programın yüksek izlenirlik oranları yakalaması ve her daim ilgi çekmesi kaçınılmazdır. 4 Ocak 2016 tarihinde Total’de üçüncü sırayı elde eden ‘Galatasaray-Trabzonspor’ karşılaşması, AB grubu izlenme oranlarında birinci sırayı aldı, üçüncülük ise Beşiktaş-Fenerbahçe karşılaşmasının oldu.

 

Futbol-televizyon birlikteliğinin yarattığı verimli ortamdan kar sağlamak isteyenler açısından getirisi yüksek bir alanla karşı karşıyayız.

 

Ülkede futbola ara verildiği dönemde en çok taraftara sahip olan dört takımın eski futbolcularından kurulu ekiplerin karşılaştırılması belki de asıl istenilen anlamıyla kapıştırılması rating getirici bir hamledir. Bunun yanı sıra işin büyük bir reklam boyutu ve bahis sektörü yanını da göz ardı etmemeliyiz.

 

Çok zekice kurgulanmış televizyon hamlelerinin ardından futbolun zihniyet dünyamızda bir kez daha zirvede yer almasının koşulları yaratılmıştır. Takımların taraftarlarının bir arada maç seyredebileceği bir ortamın sağlanmış olması son derece önemlidir. Maçların kıran kırana geçmesi ve yaşanan sertliğin yorumcular aracılığı ile ‘erkeksi’ değerlerin üretilmesinde kullanılması da işin bir başka dikkate değer boyutunu teşkil etmektedir.

 

Futbolu bıraktıktan sonra ekranlarda yorumcu olarak gördüğümüz isimlerin kendilerini hala eski günlerdeki gibi zannetmeleri ve davranışları ile bunları yansıtmaları üzerinde durmalıyız. Sözel ve fiziksel şiddetin, organizasyon amaçlı karşılaşmalarda bile yoğun bir biçimde ekranlardan evimize taşması meselesini hafife alamayız. Fanatizmi besleyip büyüten buna karşın ezeli rekabeti düşmanlık haline dönüştüren zihniyetin yansımalarını hiç beklemediğimiz bir alanda bile görmeye başladık. Olayın diğer tarafında yer alan gerçek futbolseverler için ise maç adeta oynanmadan kaybedilmiştir. Hayatlarına atılan çalımlara karşı kaybedenlerin, ekranları başında takımlarını izlemek suretiyle destek verdiklerini zannetmeleri ise işin trajikomik yanını oluşturmaktadır. {jcomments on}

   

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  3043  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Prof. Dr. Ahmet Talimciler Perşembe, 25 Kasım 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

futbolekonomihakkimizdabanner2

esitsizliktanitim

aksartbmmraporbanner

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer

Kimler Sitede

Şu anda 1055 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 55527046

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1