Dünya Kupası'ndan FIFA kâr, Brezilya Zarar Edecek
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel Ahmet TALİMCİLER Dünya Kupası'ndan FIFA kâr, Brezilya Zarar Edecek

Dünya Kupası'ndan FIFA kâr, Brezilya Zarar Edecek

image001333

Doç.Dr.Ahmet Talimciler- 11 Haziran 2014 İlki 1930 yılında Uruguay’da düzenlenen Dünya Kupası turnuvasının 20.si bu yıl Brezilya’da, 12 Haziran ile 13 Temmuz 2014 tarihleri arasında gerçekleşecek.

  

Brezilya’nın 12 farklı şehrinde 64 karşılaşmayla tamamlanacak turnuvada 32 takım yer alacak. Bir taraftan Dünya Kupası hazırlıkları sürerken diğer taraftan Brezilya’da sendikalar, öğrenciler, halkın önemli bir kesiminden on binlerce kişi, turnuvanın yüksek maliyeti için harcanan bütçenin okul ve hastane yapılması gibi sosyal ihtiyaçların karşılanası için harcanması gerektiğini belirterek protestolar yapıyor. Brezilya bir yönü ile baktığınızda G7'lerden sonra dünyanın üst sıralarına çıkmaya çalışan ülkelerinden bir tanesi. Brezilya, aynı zamanda yoksulluğun da üst düzeyde yaşandığı bir ülke. Ekonomik göstergelerde milli gelir artmasına karşın halka yansımıyor. Brezilya halkının yüzde 21'i yoksulluk sınırında yaşıyor. Brezilya'ya harcanacak olan kaynağı gören yurttaşlar, bunun sadece futbol ile olmayacağı konusunda hem fikirler. Protestolar sürerken Dünya Kupası organizasyon komitesinin özel danışmanı Pele’nin, stat inşaatında ölen bir işçi ile ilgili söyledikleri, protestolara yönelik açıklamaları protestocuların çok sert tepkilerine neden oldu.

  

Dünyaya, futbol açısından kendini kabul ettirmiş ve bir ekol olan Brezilya, 2014 yılında, hem futbol açısından hem de halkın tepkilerinin anlamını birlikte konuşmak açısından önemli bir ülke.

brazilian-soccer-ball-14353244

Konuyu, sporun sosyolojisi üzerine çalışan sosyolog ve Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğretim görevlisi olan Doç. Dr. Ahmet Talimciler ile konuştuk.

  

Ahmet Talimciler, 1994 yılında Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünden mezun oldu. Talimciler, ‘Türkiye’de Futbol Fanatizmi ve Medya İlişkisi’(1998) başlıklı teziyle yüksek lisansı, ‘Türkiye’de Futbol ve İdeoloji İlişkisi’(2005) adını taşıyan çalışmasıyla da doktorasını tamamladı.

  

Ulusal toplantılarda: Türkiyede Futbol Fanatizmi ve Medya İlişkisi, Türk Futbol Medyası, Derin Oyun Futbol, Sosyolojik Açıdan Futbol Fanatizmi, Sosyolojik Futbol Fanatizmi ve Çözüm Önerileri, Futbol Medyası ve Söylemi başlıklarında bildirileri yanında çok sayıda dergide de makaleleri yayınlandı.

  

Ahmet Talimciler’in ‘Türkiye’de Futbol Fanatizmi ve Medya İlişkisi’ başlıklı çalışması 2003 yılında; “Sporun Sosyolojisi Sosyolojinin Sporu”  başlığını taşıyan diğer çalışması ise 2010 yılında kitap olarak yayınlandı.

  

Ahmet Talimciler, konuşmasına böyle bir organizasyon düzenlemenin organizasyona ev sahipliği yapan ülkeler için extra bir mali külfet getirdiğini söyleyerek başladı.

Yurtsuz - Ne kadarlık bir külfet?

Ahmet TALİMCİLER: En son dünya kupasını düzenleyen Güney Afrika Cumhuriyeti, 2,5 milyar dolar zarar etmiş durumda. Hiç de azımsanmayacak bir rakam. Brezilya bir futbol ülkesi. Bazı yatırımlar yapıldı. Örneğin Maracana stadı yenilendi. Bu stadyumlar Brezilya'da mutlaka kullanılır. Ama buraya yapılacak olan yatırıma ihtiyaç yoktu. İnsanlar dünya kupasına değil, eğitim ve hastaneye ihtiyacımız var pankartlarını taşıyorlar.

 

image002444

Bu açıdan baktığımız zaman, halk, 2009 yılında dünya kupası sonuçları açıklandığı zaman bu organizasyonu destekliyordu. Beraberinde yaşanan gelişmeler, bu yapının daha çok sorgulanmasına ve daha çok eleştirilmesine neden oldu. Dünya kupasını en çok kazanan ülkeden bahsediyoruz, futbol bakımından en iyi ülkelerden birinden bahsediyoruz. 17 bin tane futbolcusu yurtdışında oynuyor. Burada böyle bir organizasyona ihtiyacı yok. Son derece haklı bir talepleri var. Gezi Parkı sonrası olan bitenler dünyanın bazı yerlerine bir şekilde yansıdı. Biz de olanlar, Brezilya'yı da etkiledi. Futbolun anlamı içinde, insanlar sadece Dünya Kupası’na tepki göstermiyorlar, Brezilya'daki yoksulluğa, neo-liberal sisteme ve uygulamalara tepki gösteriyorlar.

Yurtsuz - Neden eğitim değil de Dünya Kupası?

Ahmet TALİMCİLER: Belediyeler alt yapılara para harcamazlar ama kaldırımlara dünyanın parasını yatırırlar. Bu somuttur ve anında görülebilir. Ben yeni stadyumlar yaptım derler. Dünyanın en önemli organizasyonunu yapıyorum, Maracana'yı yeniledim. Ama eğitime harcadığınız zaman bunun somut halini gösteremiyorsunuz. Bire bir getirisini asla gösteremezsiniz. Bunun getirileri çok sonra ortaya çıkarılabilir. 

Yurtsuz - Dünya kupası sadece dünya kupası mıdır?

Ahmet TALİMCİLER: Dünya kupası, geceleri maç izlemek, futbol tutkusunu hayatın içine tutmak anlamında çok önemli bir yerdeydi. Benden daha büyük jenerasyon, futbol ile ilgilenmeye futbolun oyun olduğu dönemde başladı. Takımlar azdı, naklen yayın kaliteleri daha düşüktü. Şimdi, durum farklı. Dünya Kupasının ortaya çıkmasındaki amaç, modern olimpiyatların oluşmasındaki amaca benziyor. Olimpiyatların yeniden oluşmasına öncülük eden Pierre de Coubertin, "Küresel sermayenin ve kapitalist pazarın bir araya gelmesini sağlarız" mesajını veriyor, olimpiyatlar bu amaçla ortaya çıkıyor.

  

Dünya kupasından önce dünya savaşı atlatılmış, faşizm rüzgarları da yavaş yavaş esmeye başlamıştı. 1930'da ilk defa Uruguay'da düzenleniyor ve az sayıda takım katılıyor. 1934 ve 1938'de 2 kere daha düzenleniyor. FIFA'nın kafasında Coubertin'in de olduğu gibi kapitalist pazar mantığı burada da işliyor. Böylesi büyük bir organizasyonun düzenlenmesi tesadüf değil. Futbol son derece ideolojik bir oyun.

Yurtsuz - Mesela?

Ahmet TALİMCİLER: Futbolda sonucun bir belirsizliği var.  Elinizde dünya yıldızları olsun ama mutlaka kazanacaksınız diye bir durum yok. Futbolun belirsizliği şuna da yol açıyor: futbol ile beraber demokrasinin ete kemiğe bürünmüş bir ütopyasını görmeye başlıyorsunuz. Her an her şeyin olabileceği, zayıfın güçlüğü yenebileceği aksiyonunu ortaya koyuyor.

Yurtsuz - Bu dönemde gerçekleşebiliyor mu bu?

Ahmet TALİMCİLER: Mucizeler hayatın her alanında olduğu gibi orada da oluyor. Giderek daha da azalıyor. Dünya kupasının başlangıcında bu mucizeler çok fazlayken, bu giderek azalıyor. Grupların çekilmesinden itibaren sportif süreç güçlülerin lehine işliyor. Şunu yapmak istiyorlar: Ne kadar çok güçlüleri karşı karşıya getirirsek, o kadar çok reyting elde ederiz, o kadar çok bilet satarız, o kadar çok bahis elde ederiz kısmını düşünüyorlar. Bunun altını çiziyorum. Bahis çok önemli. Bahis olayı dünya kupası organizasyonlarından FIFA'nın para kazandığı nokta orası. Karşı karşıya olduğumuz futbolun bir oyun değil olmadığını kabul ettiğimizden itibaren dizayn olduğunu da kabul etmeye başlarız.

  

image003555

Sadece forma aşkı ile oynan oyundan bahsetmiyoruz. Çok büyük paraların döndüğü, çok büyük kazançların elde edildiği bir organizasyondan bahsediyoruz. Elimdeki bilgilere göre, Dünya Kupası'nı kazanan takım 35 milyon dolar para kazanacak. FIFA, şampiyonaya katılan takımlara, hakemlere ve görevlilere 576 milyon dolar dağıtacak. Dünya kupasından 11 milyar dolar gelir bekleniyor. Cari açığı 77 milyar dolara ulaşan Brezilya'da dünya kupası harcamaları bu sebepten tepki topluyor. Bu işten asıl parayı FIFA götürüyor. Brezilya halkı bu işten kazançlı çıkmayacak..

Yurtsuz - Dünya kupasından FIFA kâr, Brezilya zarar mı edecek?

Ahmet TALİMCİLER: Evet, FIFA çok büyük paralar kazanacağı bir organizasyona imza atmış durumda. Olan gene Brezilya halkına olacak.

Yurtsuz - Futbol, sömürüyü unutturur mu? İnsanları yoğun çalışma koşulları sonrası rahatlatması gibi işlevleri var mı?

Ahmet TALİMCİLER: Burada sadece futbol dersek haksızlık ederiz. İnsanları hayata hazırlayacak, daha eğlenceli haber, uçuk kaçık diziler ve çarpık medya anlayışının pompalandığı medya anlayışı ile karşıyayız. Diğer alanlardan daha büyük bir kitleyi ilgilendiriyor futbol. Dünya Kupası'nda çok geniş bir organizasyon var.  Hayatın her alanı etkileniyor. İnsanların ilgileri farklı yerlere kanalize edilebilir bu dönemde. Böyle olduğu için bu zaman dilimlerinde yaşanan zamları ve bazı şeyleri göz ardı ederler. Göremezler. Maç seyreden insan ertesi gün, iş hayatına hazırlanmış şekilde dönecektir. Burada futbol çok önemli bir enstrüman olarak kullanılacaktır.

Yurtsuz - Popüler kültür ve futbol ilişkisi nasıl? Tüketim nerede duruyor?

Ahmet TALİMCİLER: Popüler kültürün en önemli enstrümanlarından bir tanesi. Çok çabuk parlayan, işlevini yerine getiren ve sönüp giden yıldızlar var. Böyle bir yapı ile karşıyayız. Futbolu tüketim ile ilgili de düşünmek gerekiyor. Futbol, tüketim endüstrisinin en önemli taşıyıcılarından bir tanesi. Futbolcunun giydiği ayakkabının aynısından istiyor.  Gördüğü futbolcunun saçları gibi saçlarını kestiriyor. Beckham ile başlayarak Ronaldo, Messi ve birçok futbolcu popüler kültür ikonuna dönüşmüş durumda.

  

Çok etkililer. Bu ikonlar üzerinden hem reklamcılar, hem kulüpler, hem de kendilerini çok büyük paralar kazanıyorlar. Futboldan kazandıklarından fazlasını reklamdan kazanıyorlar. Ronaldo'nun saç kesim tarzı mesela. Marka haline gelmişler. Popüler kültür her dönem kendine özgü yıldızlar yaratıyor. Pele, Maradona futbol hayatlarından sonra kendilerini devam ettirebilmeleri için başka şeyler ile gündeme geldiler. Ama aynı dönemde futbol oynayan ve sevilen ünlü futbolcu vardı. Çoğu tasfiye oldular.

Yurtsuz - Neden tasfiye oldular?

Ahmet TALİMCİLER: Eğer yeni döneme adapte olamazsanız, kariyerinize futbol sonrası başka etkinlikler ile anılmaya başlarsanız, unutulmazsınız. Maradona ne yaptı? Futbolculuk sonrası antrenörlük, kokain tedavisi, muhalif yanı vb. gibi şeyler ile anılmaya devam etti. Pele öyle, Cruyff öyle. Onlar ile beraber olan pek çok ismi anmıyoruz. Onlar futbol sonrası hayatına sıradan insan gibi devam ettiler. Popüler kültürün cilalayıp, halka sunduğu şeyde yerine yeni bir şey koyamazsanız yok olursunuz.

  

Medyatik bir yıldız olarak sunuluyor bu insanlar. Ronaldo, Clear reklamları ile reklam sahnesinde. Messi THY reklamlarında. Medya ile desteklenen bir yapı bu ve medya olmadan sadece yıldızlar ya da futbol ile iş göremezsiniz. Burada sadece futbol ve futbolun yarattıklarından değil aynı zamanda neo-liberal politikalardan bahsetmekteyiz. Şu an neo-liberal politikaların yansıması olan bir alan olarak futbolu izliyoruz. Bugün futbol bir oyun değil, iştir ve kapitalist dinamiklerin hayata geçirildiği bir alandır.

Yurtsuz - Futbol eskiden, örgütlenmesi içinde sanayi toplumunun belirgin özelliklerini simgelerdi: İşbölümü ve ekip çalışması, şansların eşit olması, rekabet, performans, ödül, kovulma,  bireylerin statülerinin belirsizliği vardı. Peki kapitalizmin dönüşümleri ile futbolda nasıl bir dönüşüm yaşandı?

Ahmet TALİMCİLER: Modern zamanda futbolun ortaya çıktığı aşamaya bakarsanız, işçi sınıfının yoğunluklu olarak yaşadığı madenler, fabrikalar, dokuma tezgahlarının yanı başında futbol ortaya çıkmıştır. O kitlenin uzun çalışma saatleri sonunda, gündelik hayatın getirdiği stresten uzaklaşmasını sağlamak içindi futbol oyunu. Bir tarafta futbol, bir tarafta publar yer alıyordu. O kültür hala devam ediyor İngiltere'de. İşçi sınıfı zamanındaki ile şimdiki futbol arasında çok ciddi farklar var. O dönemde futbol, kitlelerin o dönemki sıkıntılardan uzaklaşabileceği bir alandı. Bugün de benzeşiyor. Ancak bu takımlar arasındaki makas şu anda kapandı. Ülkemizden örnek vereyim. Üç büyükler olarak adlandırılan takımlarımızın maddi güçleri diğer kulüplerimizden daha fazla olduğu için yurt dışında oyuncu transferi ve antrenör getirmeleri çok daha kolaydı ve bu durum söz konusu takımlar ile diğerleri arasındaki makasın açılmasına neden oluyordu. Günümüzde ise bilgiye ulaşmak çok daha kolay ve takımların antrenman teknikleri, uyguladıkları yöntemler açısından büyük farklılıklar söz konusu değil. Yurt dışından getirdiğiniz futbolculara daha az ücret ödeyerek daha fazla iş yapabiliyorsunuz, yani makas bu açıdan kapanmış durumda. Ancak ülkemizde makasın açık olmasını sağlayan başka etmenler var, federasyonun yapılanması, hakemler ve medya.

  

Futbolun metalaşması beraberinde ekonomik açıdan güçlü takımların sivrilmesine ve gerek ülkelerinde gerekse de Avrupa kupalarında sürekli olarak ön planda yer almalarına yol açmaktadır. Arada daha az bütçeli ekipler çıkabiliyor ama işleri her geçen gün daha da zorlaşıyor. Şampiyonlar ligini kazanan  ya  da çeyrek finalden itibaren oynayan ekipler genelde aynı ekiplerdir. Dünya kupasındaki şampiyon adaylarını sıraladığımızda Brezilya, Almanya ve İspanya ilk üç içinde yer alacaktır. Kapitalizmin yaşadığı dönüşüm süreci futbolu da doğrudan etkilemiş ve futbolun iş haline gelmesini sağlamıştır. 

Yurtsuz - Taraftar tipolojisi nasıl değişti?

Ahmet TALİMCİLER: Aynı takımı tutan insanlar birbiri ile konuşamamaya başladı. Taraftarlara atfedilen rollerde inanılmaz değişimler oldu. Atletico Madrid şampiyon olduğu zaman Madrid dışında herhangi bir yerde kutlanmadı. Fenerbahçe şampiyon olduğu zaman Türkiye'nin hemen hemen bütün kentlerinde kutlandı ve olaylar çıktı. Taraftarların takımlar ile kurduğu bağ konusunda ciddi farklar var. Dünya kupasındaki taraftarlık mantığı diğerinden farklı. Dünya kupasında sadece mensubu olduğunuz ülke ile bağlantı kurmuyorsunuz.

image004666

86'da düzenlenen kupada Arjantin Milli Takımı finallere giderken, İtalya'da Napolili taraftarlar Arjantin'i destekledi. Kendi takımınızın futbolcusu ve kaptanı orada oynuyor ve siz de onu destekliyorsunuz. Beşiktaş taraftarları Almeida ve Fernandes Portekiz'de oynadığı için onları destekleyebilirdi. Bir grupta güçlüden yana, bir grupta da ezilen milletlerin takımlarını destekleme durumu var. Türkiye'deki insanlar çok dünya kupasında milli takımlarını göremedikleri için ya Brezilya'yı, ya da Arjantin’i desteklediler.

  

Geçmişte milli takım ulus devletin temsilcisiydi. 80'ler ile birlikte bu iş değişmeye, milliyetçilik ile ilgili problemleri yeniden üretmeye başladı. Le Pen, "Bu benim milli takımım değil, Cezayir'den gelen var, Senegal'den gelen var." demişti. Futbol bir taraftan milliyetçiliği üretirken, onu törpüleyen bir yanı da var. Alman milli takımında siyahi bir futbolcu oynayabiliyor. Bir Alman için böyle bir şey kabul edilemeyebilir. Türklerin Alman Milli Takımı'nda oynama meselesi var. Cezayirli bir Müslüman, Fransız Milli Takımı'na Zidane orada oynuyor diye sempati ile yaklaşabiliyor. Bu tip olguların da oluşmasına neden olabiliyor.

Yurtsuz - Türkiye Milli Takımı'nı konuşalım biraz.

Ahmet TALİMCİLER: Fatih Terim, gönüllerin milli takımı olacağız açıklamasını yapmıştı. Bu meselenin biraz sorgulanması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye Milli Takım, bizim takımımız mı sorusu bence sorgulanmaya değer bir mesele. Hamaset edebiyatını bir yere bırakalım. 90'ların başlarından itibaren maçlarda milli marşlar okunmaya başlandı. Milli marşların nasıl okunacağı bellidir. Ama biz yerde milli marşları okuttuk. Okutmaya da devam ediyoruz. Aslında milli marş uluslararası maçlarda okunan bir uygulamadır. Ama bizde amatör maçlar dahil olmak üzere her yerde okunur. Milli takımlarda bazı oyunculara atfedilen roller vardır. Başta Emre Belözoğlu olmak üzere bazı oyuncular antipatik tepkileri yüzünden tepki alıyorlar. Burada Türk, Kürt, Alevi meselesini dışarı koyuyorum. Volkan Demirel'in açıklamalarını hatırla. Seni evinden aldırırım tarzında cümleler kurmuştu. Bu oyuncular oynadığı sürece insanlar tepki gösteriyorlar. Gönüllerin milli takımını kurmak için gönüllere hitap edecek oyuncuları oraya seçmeniz gerekiyor.

turkish national

Yurtsuz - Volkan Demirel yerine, Onur Kıvrak mesela?

Ahmet TALİMCİLER: Evet!

Yurtsuz - Kasımpaşa Spor Kulübü'nün bir açıklaması olmuştu. Emre ve Volkan olduğu sürece tesisleri milli takıma açmayız diye.

Ahmet TALİMCİLER: Son derece haklı bir tepkiydi. Herkes bir taraftan baktı. Milli davaymış! Yok kardeşim milli dava falan. Birileri sürekli küfredecek, ortalığı ayağa kaldıracak. Kendi arazilerinde bunu isteme hakları var. Neden böyle bir şey olmasın? Bu tepki gösterilirse belki bir nebze anlaşılabilir. Türkiye'deki oyunculara baktığımız zaman çoğu Almanya'da yetişmiş oyunculardır. Sen adamları devşir, burada oynat. Gelmeyene de küfret. Hiç bir şey yapmadığımız halde bunu yapıyoruz. Şu an milli takımı seçen oyuncular, bizi seçmeseydi çok ağır küfürleri işitebilirlerdi. Anne ve babalarının Türk olması dışında özellikleri yok.

Yurtsuz - Medyanın seks işçiliği ve Brezilya dünya kupası bağlantısı kurarak gerçekleştirdiği haber sunumu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ahmet TALİMCİLER: Binlerce insan gidecek Brezilya'ya ve işin başka boyutlarını gündeme getiren bir anlayış var ve bu son derece iğrenç bir anlayış. Sadece bunun habere konu olması son derece yanlış. Lokantalar hazır diye haber yapıyorlar mı? Hayır! Türkiye'deki futbol medyasının işin cinsellik boyutunu dile getiren tuhaf bir yönü var ve kafalarındaki kirli dili buraya yansıtınca böyle bir şey çıkıyor. Oraya binlerce insan gidecek dünya kupası için ve çok ciddi bir yoğunluk olacak. Orada elbette seks de olacak. Ama burada haber sunumu konusunda bir sıkıntı var.Binlerce insanın futbol şölenini seyretmek için Brezilya’ya gideceği bir organizasyondan söz ediyoruz. İnsanların yemek yeme, seyahat etme, eğlenme ve dinlenmelerinin sağlanacağı bir yapının içerisinde garsonlara, şoförlere, rehberlere ne kadar iş düşüyorsa seks işçilerine de o kadar iş düşecek. Sadece burayı ele alıp, bu konuya odaklanmak ise bakışımızın ne kadar sakat bir noktaya odaklandığını bir kez daha göstermiş oluyor. Bu insanlar daha fazla çalışacaklar ama büyük bir ihtimalle çalıştıklarının karşılığını yine alamayacaklar.

  

image005777

Yurtsuz - Dünya kupası ve futbol beklentilerinizden bahsetseniz.

Ahmet TALİMCİLER: Benim gönlümden geçen iyi futbol izlemek, güzel goller, hareketler görmek. Şu takım kazanacak diye bir şey söylemek istemiyorum.

Yurtsuz - Dünya kupasına dönersek, şöyle bir durum var. Barcelona'da Xavi, Inıesta, Messi, Madrid'de Ramos ve Ronaldo çok yoğun bir sezon geçirdiler. Sadece örnek için bu isimleri sayıyorum. Nasıl dayanacaklar? Örneğin şampiyona öncesi ciddi sakatlıklar var. Diego Costa sakatlık sonrası gidiyor Brezilya'ya.

Ahmet TALİMCİLER: Böylesine yüksek bir maç periyotlarında oynayan adamlar bunlar. 75 tane maç oynuyorlar. Futbolcuların bedenine olan yansımaları var. İkinci olarak, gündeme gelmiyor ama ben bunun pek mümkün olduğunu düşünmüyorum. İlaçsız bir şey olabileceğinin mümkün olmadığını düşünenlerdenim. Futbolda doping meselesi pek gündeme gelmez. İnsanların bu tempoyu kaldırabilmeleri, 3 günde 1 maça çıkmaları çok normal bir şey değil. Ağır antrenman yapıyorsunuz ve bütün yıla yayılıyor. Mesela İspanya Milli Takımı'nda Xavi, çeyrek finali görecek, sonra geri döndüğü zaman kısa bir izin kullanıp, antrenmanlara başlayacak. Çok zor bir şey bu tempoyu kaldırmak. Burada bir bit yeniği var ve bu gündeme gelmiyor. Diğer alanlarda çok gündemdeyken, burada bir şey yokmuş gibi davranılması garip geliyor.

Ahmet TALİMCİLER’e göre:

Brezilya: Futbolun en güzel oynandığı yer

Socrates: Çocukluğumun kahramanı

Almanya: Makine tarzında işleyen milli takım

İngiltere: Uzun toplar ve sert futbol

Belçika: Yavan futbol. Scifo'yu ayrı bir yere koyuyorum.

Fransa: Farklı yerlerden gelebileceklerin bir arada oynayabileceğini gösteren ülke.

Sürpriz: Süpriz olmaz.

Türkiye: Olsaydı iyi olurdu. Ülkenin son dönemde yaşadığı gerginliğin ve tuhaflığın yerine bir nebze de futbola sığınırdık.

Bu röportaj aşağıdaki adresten alınmıştır.

http://www.yurtsuz.net/News.aspx?newsid=1869#.U5cvFvl_tvI

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  3351  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Prof. Dr. Ahmet Talimciler Perşembe, 25 Kasım 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

futbolekonomihakkimizdabanner2

FutbolEkonomi Yıllık Seckisi 2025

esitsizliktanitim

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer
Av. Mustafa Batmaz
Av. Mustafa Batmaz

Kimler Sitede

Şu anda 1003 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 58138079

aksartbmmraporbanner

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1