Ortak Tasa ve Sevinç
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel Ahmet TALİMCİLER Ortak Tasa ve Sevinç

Ortak Tasa ve Sevinç

milli-mac-oncesi-saygi-durusu-tekbir-sesleriyle-bolundu-1e118dbe-730x485

Ahmet Talimciler- 19 Ekim 2015 Son üç aydır hemen hemen her gün televizyon ekranlarından verilen ölüm haberleri ile sarsılıyoruz. İnsanlarımızı kaybetmenin yanı sıra bir arada yaşama irademizi de her geçen gün biraz daha yitiriyoruz.

 

Birlik ve beraberlik laflarının ardında varolan asıl gerçeklik hiç de aydınlık bir geleceği, birlikte oluşturabilme umudunu içermiyor. Çünkü ölenlerin ardından etnik, mezhepsel kökenlerine ya da ideolojilerine bakılmak suretiyle tepkiler veriliyor. Ölenlerin ne uğruna öldükleri üzerinden gidilmek suretiyle ölmeyi hak ettiklerine kadar gidebilen son derece gayri insani bakış açısı giderek daha fazla yandaş buluyor. Tüm bu tepkiler verilirken bu topraklarda bir zamanlar geçerli olan ‘ölenin arkasından kötü konuşulmaz’ anlayışı bile unutuluyor.

 

Ölümü kutsadığımızı, ölenleri bizim ölümüz ya da ötekilerin/onların ölüleri olarak gördüğümüz içinde bir türlü ölümlerin ardı arkası kesilmiyor. Adeta bir cinnet hali yaşıyor ve yaşadığımız bu cinneti her geçen gün biraz daha fazla besliyoruz. Nefreti artıran, şiddeti besleyen dili keskinleştirdikçe ölümleri çoğaltıyor ve biraz daha insanlıktan uzaklaşıyoruz.

 

Ne üzüntü de ne de sevinçte bir araya gelemeyen ama söylemsel düzeyde birlik ve beraberlik edebiyatını hiç ama hiç terk etmeyen bir ülke olmaktan ne kadar gurur duysak azdır! Çözüm üretmeyen, her yaşananın ardından komplo teorileri üzerinden ülke kurtaran yurdum insanı açısından, durum gayet açıktır: yaşananların ardında bizi bölmek, birlik ve beraberliğimizi bozmak isteyen dış güçler bulunmaktadır! Ülke içinde politika üretmek için kurulan partilerin bunu yapmak ve sorumluluk almak yerine benzer komplolar üzerinden durumu idare etmeleri de işin bir başka trajikomik yönüdür.

 

Salı gecesi Konya’da milli maç öncesi yaşananlar buz dağının üzerindeki durumumuzu göstermesi açısından anlamlıydı. Milli marş konusunda 2005 yılındaki İsviçre milli maçında yaşadıklarımızı tekrar hatırlayalım.

İsviçre’de oynanan karşılaşmanın ardından milli marşımıza yapılan saygısızlıktan başlayarak eleştirilerimizi sıralamış ve futbol tarihimizin utanç verici sayfalarından birisinin oluşmasına neden olmuştuk. Milli marşına karşı bu kadar hassas olan bir milletin aynı oranda diğer ülkelerinin marşlarına da saygı göstermesi beklenir!

Ama her nedense ülkemizde gerek ulusal marşlara gerekse de ölenlerin ardından yapılan saygı duruşlarında hiç ama hiç saygı gösterilmez. Saygıyı sürekli olarak başkalarından bekleyen ama buna karşın kendisinin dışında hiç kimseye saygı duymayan bir toplumun işi her açıdan zordur! Bir dakikalık saygı gösterisini bile kendi takımının propagandasına dönüştürmekten çekinmeyen ve bunu takımı adına yaptığını zanneden milyonlarca taraftar var bu ülkede.

İşin asıl dikkat çekici noktası ise tüm bunların sorumluları tribünlerdeki insanlar değiller. Çünkü gündelik hayat içerisinde yaşadıkları toplumsal ilişkilerde nasıl davranıyorlarsa tribünlere geldiklerinde de aynı tepkileri vermeyi sürdürüyorlar. Evrensel kültür, hümanizm gibi değerlerin ülke içerisinde karşılık bulmuyor, bunların yerine kendisi gibi olmayana yaşam hakkı tanımayan ya da zımni olarak yaşamasına izin veren bir kültürün yansımaları karşılık buluyor.

Konya’da olanları bir kente özgü davranışlar olarak görmemeliyiz, ülkemizin pek çok kentinde benzer tepkilerin verildiğini gayet iyi biliyoruz. Futbolu yaşadığımız kötülüklerin üzerini örtebileceğini zanneden zihniyet her defasında futbolu biraz daha fazla ayrışma alanı haline getiriyor. Ölenleri ıslıklayanlar, bir dakikalık saygıyı gösteremeyenler gibi son dakikada golü atan futbolcumuzun mezhepsel kökeni üzerinden yaşananlara yanıt verdiğini zannedenler de aynı noktada buluşuveriyorlar: ne iyi günde ne de kötü günde bir arada değiliz. Eğer kötü günde birlikteyiz düşüncesi bu ülkede gerçek anlamda olsaydı, insanlar ölülerin milliyetine, dinsel inanışına ya da ideolojisine göre yuhalamazlar, ıslıklamazlardı. {jcomments on}

   

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  2874  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Prof. Dr. Ahmet Talimciler Perşembe, 25 Kasım 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

futbolekonomihakkimizdabanner2

FutbolEkonomi Yıllık Seckisi 2025

esitsizliktanitim

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer
Av. Mustafa Batmaz
Av. Mustafa Batmaz

Kimler Sitede

Şu anda 459 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 58196453

aksartbmmraporbanner

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1